Başta Siirt Kültür Elçileri Derneği Başkanı Vadullah Taş olmak üzere, bu şehrin kültürüne, tarihine ve geleceğine gönül vermiş bir topluluk, aynı çatı altında toplandı.
Sanatçılar, aşçılar, iş insanları, rehberler, akademisyenler ve gönüllüler…
Hepimiz, farklı alanlarda farklı yeteneklere sahip olabiliriz.
Ama tek bir ortak hayalimiz var:
Siirt’i, hak ettiği şekilde dünyaya tanıtmak.
Elçi olmak, yalnızca bir unvan değil, büyük bir sorumluluktur.
Bir kültür elçisi, bir şehri taşır, onun sesi olur, hikâyesini dünyaya anlatır.
İşte biz, Siirt’in sesi olmak için bu yola çıktık.
Mardin’in yıllar önce başardığını hepimiz gördük.
Ebru Baybara ve onun gibi vizyoner isimler, Mardin’i yalnızca bir şehir olarak değil, bir dünya markası olarak tanıttılar.
Bugün Mardin denildiğinde, sadece taş evler ya da dar sokaklar değil, bir kültürün bütüncül hikâyesi akla geliyor.
Bu bir tesadüf değildi; bu, bir grup insanın, yani Mardin’in kültür elçilerinin, kendi şehirlerini omuzlamasıyla başladı.

PEKİ YA SİİRT?
Siirt, binlerce yıllık bir medeniyetin, gastronominin ve doğanın mirasını taşıyor.
Büryan kebabından perde pilavına, Siirt fıstığından Botan Vadisi’nin eşsiz güzelliklerine kadar bu toprakların her detayı, dünyanın ilgisini hak ediyor.
Ama bugüne kadar bu mirası güçlü bir sesle anlatacak bir topluluk eksikti.
İşte bu eksikliği gidermek için Siirt Kültür Elçileri Derneği doğdu.
Bizler, yalnızca bir dernek değiliz.
Bizler, geleceğe ışık tutacak bir hareketiz.
Her birimiz, kendi alanımızda Siirt’i temsil eden birer elçiyiz.
Ben gastronomi alanında, Siirt mutfağının ruhunu dünyaya tanıtmak için çalışıyorum.
Bir diğerimiz, sanatla, turizmle ya da iş dünyasıyla bu şehri bir adım öteye taşıyor.
Bu farklılıklarımız bizi güçlendiriyor; çünkü biliyoruz ki Siirt’in hikâyesi, çok sesli bir orkestradır.
Bugün, Siirt için yeni bir dönem başlıyor.
Mardin nasıl bir başarı hikâyesi yazdıysa, biz de Siirt için bunu başarabiliriz.
Bunun için birlik, emek ve inanç gerekiyor.
Ve biz bu üçüne de sahibiz.
Siirt, yalnızca yaşanacak değil, dünyaya anlatılacak bir şehir.
Biz kültür elçileri olarak yola çıktık.
Artık Siirt’in sesi kısık değil, gür bir şekilde yükselecek.
Bu yürüyüşte her Siirt sevdalısını yanımızda görmek istiyoruz.
Çünkü bir şehri omuzlamak, aslında kendi geçmişimizi, kendi kimliğimizi omuzlamaktır.

YORUMLAR