Batman’ın saklı cenneti Sason, bu yıl bir kez daha doğasının, emeğinin ve bereketinin bayramını kutladı. Çilek, bal ve cevizin buluştuğu bu festival, sadece bir etkinlik değil; Anadolu’nun üretim ruhunun yeniden doğuşuydu.

Sason…
Dağların gölgesinde, toprağın sesini en gür duyan yerlerden biri.
Bu yıl düzenlenen Sason Çilek, Bal ve Ceviz Festivali, hem bölge halkının emeğini hem de Türkiye’nin gastronomi potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu değerli organizasyonun arkasında;
Batman Valiliği,
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü
ve Sason Kaymakamlığı vardı.
Her biri bu toprakların mirasını sahiplenerek, üreticiyi destekleyip kültürü yaşatan bir irade gösterdi.
Biz de gastronomi yazarları ve şefler olarak oradaydık.
Toprağın nefesini, emeğin kokusunu, halkın içtenliğini yerinde gördük.
Her ürün bir hikâye anlatıyordu ama üçü özellikle ön plana çıkıyordu: çilek, bal ve ceviz.
SASON’UN ÇİLEĞİ: 16 ÜLKENİN SOFRASINA ULAŞAN BİR GURUR
Sason çileği bugün 16 ülkeye ihraç ediliyor.
Dağ havasında, soğuk sularla beslenen bu meyve; aroması, parlak rengi ve dayanıklılığıyla dünya pazarlarında öne çıkıyor.
Her bir çilek tanesi, sadece bir ürün değil; Sason’un karakterinin, sabrının ve emeğinin sembolü.
Bu coğrafyada çilek yetiştirilmiyor yaşatılıyor.

SASON’UN BALI: DOĞANIN ALTIN İMZASI
Sason balı, nadir bulunan bir hazine.
Yüksek rakımda, yaban florasının içinden toplanan nektarla beslenen arılar, dünyanın sayılı kalitedeki ballarından birini üretiyor.
Bu bal, tatlılığından çok daha fazlasını anlatıyor; doğanın dengesini, emeğin sürekliliğini ve Sason’un doğayla kurduğu kadim ilişkiyi.
SASON’UN CEVİZİ: SESSİZ GÜCÜN MEYVESİ
Her ceviz ağacı bir ömürlük sabır, bir insanlık hikâyesi taşıyor.
Sason’un cevizi, hem aroması hem de yağ oranıyla fark yaratıyor.
Bu ürün, sadece bir tarım başarısı değil; kuşaklar boyunca süren emeğin meyvesi.
Bu festivalin başarısında emeği geçen herkese gönülden teşekkür etmek gerekiyor.
Ayvaz Akbacak, organizasyon sürecinde gösterdiği vizyoner katkısıyla dikkat çekti.
Mehmet Fatih kalyacıoğlu bölge değerlerini ulusal ölçekte tanıtma konusundaki gayretiyle bu hikâyeye güç kattı.
Ve Mehmet Kudat, coğrafi işaretli ürünlerin tescil ve tanıtım sürecinde öncülük ederek, Sason’un markalaşma yolculuğunda önemli bir rol üstlendi.
Bugün Sason’un adını sadece Batman’ın bir ilçesi olarak değil, Türkiye’nin gastronomi mirası olarak anmak gerekiyor.
Bu festival, üreticinin alnındaki terden, doğanın kalbinden ve halkın inancından doğan bir kutlamaydı.
Biz oradaydık.
Ve gördük ki, bu toprakların hikâyesi daha yeni başlıyor.
Çünkü Sason’un çileği, balı ve cevizi — birer ürün değil; birer kimliktir.

YORUMLAR