Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Erdal Türksoy
Erdal Türksoy

“Gastronominin Sessiz Çığlığı: 2025’te Kim Kaldı Mutfakta?”

Türkiye turizmle 1985’te tanıştığında mutfak başka bir dünyaydı. Oteller hızla yükseliyor, ama içeriyi dolduracak nitelikli eleman neredeyse yoktu. Aşçılar dışarıdan gelirdi; Yugoslavya’dan, Fransa’dan, Almanya’dan “chef de cuisine” gelir, bizim gençlere hem disiplin öğretir hem meslek. O mutfaklarda çırak yanardı, ama meslek büyürdü. O koridorlarda ter kokusu, soğan kokusu, ateş kokusu birbirine karışırdı ama herkesin hayali aynıydı: “Usta olmak.”

Sonra yıllar geçti…
Türkiye kendi ustalarını yetiştirdi.
Kendi şeflerini, kendi ekolünü, kendi gururunu.
Mutfak okulları açıldı, TV programları patladı, gastronomi cazibe merkezi haline geldi.
Bir dönem böyleydi… Bir dönem.

Ama gel gör ki takvim 2025.
Onca okul, onca mezun, onca üniversite bölümüne rağmen, mutfaklar bir şeyin eksikliğini fısıldıyor: Eleman yok.

Neden?

Çünkü mesele sadece “maaş” değil.
Mesele sadece “sistem” değil.
Mesele sadece “yeni mesleklerin doğması” da değil.
Mesele insanın hayalinin değişmesi.

Bugünün genci artık sıcak ocakta terlemek istemiyor.
TikTok 15 saniyede yıldız yaratıyor.
YouTube bir günde şef yapıyor.
Instagram filtresiyle herkes “gurme.”
Ama gerçek mutfak… hâlâ o eski mutfak.
Dumanı var, stresi var, ağırlığı var.

Gastronomi bölümleri artık beklentiyi karşılamıyor; çünkü öğrenci mutfaktan çok sahne istiyor.
Sosyal medyada bir tabak fotoğrafı paylaşınca “şef” olduğunu sanan bir nesil yetişti.
Ama mutfakta tencere hâlâ gerçek, ateş hâlâ gerçek, tempo hâlâ acımasız.

Maaşlar?
Biraz düşük olabilir, biraz yetersiz olabilir…
Ama asıl problem mesleğin çekiciliğinin kırılması.
Eskiden usta olmak bir gururdu, bir mertebeydi.
Şimdi birçok genç için “plan B.”

Ve şimdi büyük ironi burada:
1985’te eleman yoktu, ama mesleğe aç genç vardı.
2025’te genç çok, diploma çok… ama mesleğe istek yok.

Peki çözüm?
Bu işin çözümü ne tek patrona, ne tek okula, ne tek sisteme bağlı.
Çözüm mutfağın itibarını geri vermekte.
Mesleği sabırla, emekle, ustalıkla yeniden anlatmakta.
Gençlere mutfağı bir “kaçış” değil, bir “sanat” olarak gösterebilmekte.
Ve tabii ki… emeğin hakkını zamanında, eksiksiz ve değerini bilerek ödemekte.

Türkiye gastronomisi bugün büyük bir yol ayrımında.
Ya ustasını kaybeden bir ülke olunacak…
Ya da geleceğini yeniden ateşin içinden çıkaracak bir ülke.

Benim inancım mı?
Bu topraklar bin yıllık mutfaktır.
Yine ayağa kalkar.
Yeter ki mutfağa dönen genç, içine girdiğinde kendini değersiz hissetmesin.
Yeter ki o ocağın başında çalışmanın bir karşılığı olsun.

Çünkü mutfak, hâlâ bu ülkenin en büyük hikâyesidir.
Ve hikâyeler, ancak insan varsa yaşar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR