Siirt…
Sadece bir şehir değil. Bir koku, bir ses, bir hatıra. Sabah erkenden yakılan ocağın dumanı, akşam sofraya konan yemeğin duası… Bu şehir, kendini en çok mutfağında anlatır.
Biz bugün bir kitap yapıyoruz diye konuşuyoruz ama aslında olan başka bir şey.
Bir şehir kendi hafızasını geri topluyor.
Unutulmuş tarifler, yarım kalmış lezzetler, sadece isim olarak kalmış yemekler… Hepsi yeniden nefes alıyor.
Bu kolay olmadı. Çünkü Siirt, dışarıdan bakınca küçük görünür ama içinde büyük bir emek saklar. O emeği ortaya çıkaran da insanlar kadar kurumların sahip çıkmasıdır.

Başta Siirt Valiliği… Bu işin ciddiyetini bilen, sahip çıkan.
Siirt Belediyesi… Şehrin nabzını tutan, kültürüne sırtını dönmeyen.
Siirt Üniversitesi… Bu işi sadece bugüne değil, yarına taşıyan.
Eğitim tarafı olmadan bu iş eksik kalırdı.
Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğü gençlere bu mirası anlatan, geleceğe köprü kuran.
Siirt İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bu işin ruhunu koruyan.

Ve asıl mesele…
Gerçek emek. Gerçek alın teri.
Siirt Halk Eğitim Merkezi,
Siirt Olgunlaşma Enstitüsü,
Siirt Aile Destek Merkezi,
Siirt Çok Amaçlı Toplum Merkezi…
Buralarda yoğrulan her hamur, kaynayan her tencere bu kitabın gerçek sayfasıdır.
Siirt’e dokunmak istiyorsan, önce onun mutfağına dokunacaksın.
Çünkü bu şehir konuşmaz… Ama pişirir.
Anlatmaz… Ama tattırır.

Ve bugün biz şunu net söylüyoruz:
Bu şehir unutmaz.
Bu lezzetler kaybolmaz.
Çünkü Siirt, hâlâ kendi tenceresini kaynatıyor.

YORUMLAR