Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Ankara’nın eski adı ve adının kökeni nedir?

Ankara’nın eski adı nedir? Ankara isminin tam olarak nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak çeşitli rivayetlere göre, kente ilk adını Galatlar vermiştir.

Ankara'nın eski adı nedir? Ankara isminin tam olarak nereden geldiği

Ankara’nın eski adı nedir? Bu soru birçok kullanıcı tarafından merak ediliyor. Yunanca’da “çapa” anlamına gelen “Ankyra” kelimesi, zamanla Ancyre, Engüriye, Engürü, Angara ve Angora gibi farklı biçimlere bürünerek bugünkü “Ankara” adını almıştır.

TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE ANKARA

Haberpota.com’un derlediği bilgilere göre, Ankara’nın kuruluş tarihi tam olarak saptanamasa da çevresindeki arkeolojik bulgular, yerleşim geçmişinin tarih öncesi dönemlere uzandığını göstermektedir. Yapılan kazılar, bölgenin insanoğlunun yerleşik hayata geçtiği çağlardan itibaren yaşam alanı olarak kullanıldığını ortaya koymuştur.

Ankara, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hititlerden sonra bölgeye Frigler hâkim olmuş, ardından Lidyalılar ve Galatlar burada hüküm sürmüştür. Galatlar döneminde, Helenistik çağda Tektosag boyunun başkenti olarak öne çıkan Ankara, Roma döneminde ise önemli bir eyalet merkezi haline gelmiştir. Roma İmparatoru Augustus’un kenti kesin olarak fethetmesiyle birlikte tapınaklar, ticaret merkezleri, yollar ve su yolları inşa edilerek şehir geliştirilmiştir.

Bazı tarihçilere göre, Hitit metinlerinde sıkça geçen “Ankuwa” isminin bugünkü Ankara ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu varsayımı destekleyen bulgular, Çorum’daki Boğazköy (Hattuşa) kazılarında ortaya çıkarılmıştır.

Frig egemenliğindeki Ankara’nın, efsaneye göre Frigya Kralı Midas tarafından kurulduğu söylenir. Özellikle Ulus bölgesinde yapılan kazılar, burada Friglerin yaşadığına dair kesin kanıtlar sunmaktadır. Ancak Frig devletinin Kimmerler tarafından yıkılmasıyla Ankara, kısa bir süre için Lidyalıların eline geçmiş, ardından Pers Kralı Kyros’un Anadolu’yu ele geçirmesiyle Lidya egemenliği sona ermiştir.

Büyük İskender’in Anadolu’daki Pers yönetimini sona erdirmesinin ardından bölge yeniden el değiştirmiştir. Bizans döneminde ise Ankara, hem stratejik hem de dinsel açıdan önemli bir merkez olmayı sürdürmüştür. 334 ile 1073 yılları arasında Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalan şehir, bu süreçte Hristiyanlık için önemli bir merkez haline gelmiştir. 7. yüzyıldaki Sasani akınları ve sonrasındaki Arap saldırıları, kentin el değiştirmesine neden olmuştur.

ANKARA’NIN TÜRKLERİN EGEMENLİĞİNE GEÇİŞİ

1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın Bizans’a karşı kazandığı zaferin ardından, Ankara Türklerin eline geçmiştir. Kentin fethi, askeri açıdan olduğu kadar ekonomik ve stratejik açıdan da büyük öneme sahipti. Anadolu’yu doğu ve batı ekseninde birbirine bağlayan önemli ticaret yollarının kesişiminde yer alan Ankara, aynı zamanda doğal kaynaklar açısından da zengindi.

Şehrin en parlak dönemlerinden biri Anadolu Selçuklu Sultanı Alâaddin Keykubat zamanında yaşanmıştır. Bu dönemde kent surlarla güçlendirilmiş, cami ve medrese gibi yapılarla imar edilmiştir. Ancak II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Moğolların istilasına uğrayan şehir, bu saldırılara karşı direnememiştir. Selçukluların zayıflamasıyla birlikte bölge, önce İlhanlıların, ardından Eretnaoğullarının denetimine girmiştir.

1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılan Ankara, uzun süre sakin bir süreç geçirmiştir. Ancak 1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı sonrasında Timur’un kenti ele geçirmesiyle şehir büyük bir sarsıntı yaşamıştır. Timur’un Anadolu’dan çekilmesinin ardından, Yıldırım Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmet, tahta çıkarak Ankara’yı Osmanlı yönetimine dâhil etmiştir.

OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE ANKARA

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Anadolu’da oluşturulan eyalet sisteminde Ankara önemli bir merkez haline gelmiştir. 17. yüzyılda Celali isyanları sırasında isyancıların eline geçen şehir, daha sonra yeniden Osmanlı denetimine alınmıştır. II. Mahmut’a karşı ayaklanan Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın kısa süreli hâkimiyetinden sonra Ankara, tekrar Osmanlı yönetimine katılmış ve uzun yıllar boyunca bir Osmanlı vilayeti olarak kalmıştır.

Balkan Savaşları’nın ardından, Osmanlı’nın batıdaki toprak kayıpları İstanbul’un güvenliğini tehlikeye sokmuş, bu durum başkentin Anadolu’ya taşınması fikrini gündeme getirmiştir. Batıdan gelen tehditlere uzak olan Ankara, bu açıdan güvenli bir merkez olarak öne çıkmıştır. 27 Aralık 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti Ankara’ya gelmiş, ardından 29 Aralık’ta yayımlanan genelge ile mebusların Ankara’da toplanması kararlaştırılmıştır. Bu adım, 23 Nisan 1920’de kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Ankara’nın fiilen başkent olmasının önünü açmıştır. 13 Ekim 1923’te çıkarılan yasayla Ankara resmen Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmiştir.

Başkent ilan edildiği dönemde küçük, yoksul ve kurak bir Anadolu şehri olan Ankara, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte köklü bir değişim geçirmiştir. Millî Mücadele’nin karargâhı ve Cumhuriyet’in simgesi haline gelen bu kadim şehir, kısa sürede modern, büyük ve gelişmiş bir başkent kimliğine kavuşmuştur.