Her geçen gün Türkiye’nin dört bir yanında, “gastronomi turizmi” adı altında milyonlar harcanarak etkinlikler düzenleniyor. Görünüşte amaç, şehirlerin mutfak kültürünü tanıtmak. Fakat dikkatle baktığınızda aynı yüzler, aynı kalıplar, aynı içeriksiz konuşmalar…
Hiçbir mutfak geçmişi olmayan, sadece sosyal medyada sahte takipçi sayısı yüksek bazı kişiler; bir anda “gastro-yazar”, “infülüzır gurme” ya da “mutfak elçisi” etiketiyle şehir şehir dolaşıyor. O ilde ilk defa bulunan bu kişiler ne coğrafyasını biliyor ne kültürünü tanıyor.
Körler sağırlar birbirini ağırlıyor. Eleştirilecek değil, alkışlanacak figürler aranıyor. Sanki her şehirde aynı festival düzenleniyor; sadece arka fon değişiyor.
Peki sonuç ne?
Ne o şehir gerçek anlamda tanıtılıyor.
Ne esnaf fayda görüyor.
Ne genç şeflere yol açılıyor.
Oysa bu milyonlar neler için kullanılabilir?
Onlarca öğrenciye burs verilebilir.
Barınaklardaki hayvanlara mama alınabilir.
Hasta çocukların tedavisine katkı sağlanabilir.
Ormanlarımıza binlerce fidan dikilebilir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ: GERÇEK BİLGİ, GERÇEK TANITIM, GERÇEK FAYDA
Artık zaman değişti. Teknoloji her alanda ilerledi. Yapay zekâ, kültürel tanıtımda ve gastronomik envanterin belgelenmesinde büyük bir güç haline geldi. Nitelikli içerik üretimi, sürdürülebilir veri analizi ve yerel değerlerin sistemli bir şekilde dünyaya aktarımı için akılcı dijital çözümler şart.
Gelin, bu boş gösterilere milyonlar akıtmak yerine;
Yapay zeka destekli şehir mutfak haritaları oluşturalım.
Gerçek şefler, yerel esnaflar, tarihçiler ve genç gastronomlar söz sahibi olsun.
Kültür turizmi, sahte takipçilerle değil; gerçek hikâyelerle anlatılsın.
Çünkü artık hiçbir şehir, hiçbir işletme; sahte alkışlarla kurtarılamaz.

Tebrikler mehmet şefim kalemine yüreğine sağlık.