Söz konusu analizde, Ankara’nın sahadaki etkinliğinin ve askeri gücünün Tel Aviv tarafından yakından takip edildiği vurgulanırken, kısa vadede iki ülke arasında doğrudan bir çatışma ihtimalinin düşük olduğu ifade edildi.
“Doğrudan çatışma ihtimali düşük”
Omri Haim ve Dror Balzada imzasını taşıyan analizde, Türkiye ile İsrail arasında yakın dönemde doğrudan bir savaş beklenmediği belirtilirken, bölgedeki gelişmelerin dikkatle izlendiği kaydedildi.
Türkiye’nin sahadaki etkisine vurgu
Analizde, Türkiye’nin özellikle Suriye ve Gazze sahasında artan nüfuzuna dikkat çekildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin, bölgedeki etkinliğini farklı yöntemlerle güçlendirdiği ifade edildi.
Türkiye’nin İran’dan farklı olarak doğrudan vekil güçler oluşturmak yerine yerel aktörlerle iş birliği kurduğu ve bu yaklaşımın sahadaki etkisini artırdığına işaret edildi.
“Kaybetmesi söz konusu değil” ifadesi öne çıktı
Analizde en dikkat çeken değerlendirmelerden biri ise Türkiye’nin stratejik konumuna ilişkin oldu. Mevcut dengeler içinde güçlü bir aktör olarak tanımlanan Türkiye için, olası bir gerilim senaryosunda “kaybetmesi söz konusu değil” ifadesine yer verildi.
Bu yorumla birlikte Türkiye’nin askeri kapasitesi ve stratejik gücü ön plana çıkarılırken, ülkenin bölgesel ve küresel düzeydeki rolüne vurgu yapıldı.
Türkiye’nin konumu öne çıkıyor
İsrail basınında yer alan bu analiz, Türkiye’nin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda askeri ve stratejik açıdan da bölgenin en etkili aktörlerinden biri olarak görüldüğünü ortaya koydu. Türkiye’nin NATO üyeliği ve çok yönlü dış politikası da olası bir senaryoda belirleyici unsurlar arasında gösterildi.
