1 Eylül itibariyle av yasağının kalkmasıyla birlikte balık tutkunlarının beklediği sezon başladı. Sağlığını önemseyen, sofralarında omega-3 kaynağı balığı görmek isteyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinde balık tezgâhlarının yolunu tuttu.
Uzmanlar, balığın sadece lezzetiyle değil; içerdiği besin değerleriyle de bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve kalp sağlığına katkı sağladığını vurguluyor.
EVİNİZ KOKMASIN İSTİYORSANIZ
“Balık pişirmek güzel ama mutfağım kokmasın” diyenler için pratik çözümler de mevcut. Balık lokantaları ve ızgara tezgâhları, mis gibi pişmiş balıklarıyla sofralara hazır bir alternatif sunuyor. Yanına taze bir limon sıkmak ise evde balık keyfini en zahmetsiz şekilde yaşamanın yolu oluyor.
HANGİ BALIKLAR TEZGAHTA?
Sezonun açılmasıyla birlikte palamut, istavrit, sardalya ve hamsi en çok ilgi gören balıklar arasında yer aldı. Özellikle eylül ayının serin sularında yağlanmaya başlayan palamut, sofraların gözdesi haline geldi.

ŞEF MEHMET KUDAT’TAN TAVSİYE
Gastronomi yazarı ve şef Mehmet Kudat, şu önerilerde bulundu:
“Balık mevsiminde haftada en az iki kez balık tüketmek sağlık için çok değerli. Izgara, buğulama ya da fırında pişirme yöntemleri hem lezzeti korur hem de sağlıklı bir alternatif sunar.”
DİYARBAKIR’DA BALIĞIN YENİ HİKÂYESİ: CHEF’İN DENİZİ
Diyarbakır denince akla ilk olarak ciğer, kebap ve kadim mutfak geleneği gelir. Ancak artık bu listeye yeni bir başlık ekleniyor: balık.
Evet, yanlış duymadınız… Denizi olmayan bu şehirde balık, Chef’in Denizi ile sofraların yeni yıldızı oldu.
1 Eylül’de av yasağının kalkmasıyla birlikte Karadeniz’in serin sularından gelen taptaze balıklar, özel frigo araçlarla Diyarbakır’a ulaştırılıyor. Bu lojistik zincirin başında ise yılların deneyimiyle balığı “gözünden tanıyan” bir isim var: Chef Ahmet Kudat. Onun liderliğinde Chef’in Denizi, balığı sadece bir yemek değil; bir kültür haline dönüştürüyor.
Restorana adım attığınızda sizi sadece taptaze balık değil, özel baharatların eşsiz kokusu karşılıyor. Gastronomi danışmanı Mehmet Kudat’ın imzasını taşıyan bu baharat karışımı, balığı adeta yeniden tanımlıyor. İlk ısırıkta damağınıza yayılan lezzet, insana “Cennetin sofrası böyle olmalı” dedirtiyor.

Diyarbakır’da balığı sevdirmek kolay iş değil. Zira şehir, kebabıyla tahtını sağlamlaştırmış bir gastronomi başkentidir. Ancak Chef’in Denizi, bu algıyı değiştirmeyi başarmış durumda. Artık Diyarbakır’da balık sadece yenmiyor; kutlanıyor, paylaşılıyor ve konuşuluyor.
Üstelik burada sadece pişirmek yok; bilinçlendirmek de var. Menüdeki her balık mevsimine uygun sunuluyor, şefler misafirleri balığın faydaları konusunda bilgilendiriyor. Böylece sadece bir tabak değil, bir yaşam tarzı servis ediliyor.
Chef’in Denizi, Diyarbakır’da yepyeni bir gastronomi sayfası açıyor. Balığın tazeliği, baharatların dengesi ve şeflerin ustalığı birleştiğinde ortaya çıkan şey; sıradan bir yemek değil, gerçek bir lezzet serüveni oluyor.

YORUMLAR