<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Üretim &#8211; Haber Pota &#8211; Güncel Son Dakika Haberleri</title>
	<atom:link href="https://haberpota.com/tag/uretim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberpota.com</link>
	<description>Türkiye&#039;den Son Dakika Güncel Haberler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jun 2026 07:00:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://haberpota.com/wp-content/uploads/2025/06/Hpfav-150x150.png</url>
	<title>Üretim &#8211; Haber Pota &#8211; Güncel Son Dakika Haberleri</title>
	<link>https://haberpota.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doblo Bursa’yla vites büyütecek</title>
		<link>https://haberpota.com/doblo-bursayla-vites-buyutecek/</link>
					<comments>https://haberpota.com/doblo-bursayla-vites-buyutecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 07:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Doblo]]></category>
		<category><![CDATA[Satış]]></category>
		<category><![CDATA[Segment]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=27190</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin en çok satan hafif ticari araç modeli Bursalı Doblo yeniden Türkiye’de üretilmeye başlayacak. Fiat Marka Direktörü Altan Aytaç, “26 yılda 600 bin adedin üzerinde, bu yılın ilk 4 ayında ise 10 bin 507 adet Doblo satışı gerçekleştirdik. Yerli üretimin satış ve lojistik avantajları ile Doblo adeta vites büyütmemizi sağlayacak” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>26 yıl önce ilk kez Türkiye’de üretilmeye başlayan ve hafif ticari araçlarda çıtayı belirleyen Fiat Doblo, üretiminin İspanya’ya kaymasıyla yerli özelliğini kaybetmişti. Stellantis ve Tofaş arasında yapılan anlaşmalarla yeniden Bursa’da üretilmesine karar verilen model, bu yılın üçüncü çeyreğinde altıncı nesliyle yeniden yerli olacak.  </p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>HER 4 HAFİF TİCARİDEN BİR TANESİ DOBLO </span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Türkiye’de 26 yılda 600 bin adet yerli Doblo sattıklarını söyleyen Fiat Marka Direktörü Altan Aytaç, “Yılın ilk 4 aylık döneminde 10 bin 507 adet Doblo satışı ile 2025’in aynı dönemine göre satışlarımızı iki katından fazla artırdık. 2026 yılında minivan segmentinde ilk 4 ayda yüzde 23,7’lik segment payı ile lideriz. Sınıfının lideri Doblo’nun yılın üçüncü çeyreğinde yeniden Türkiye’de üretimine başlanacağı için mutlu ve gururluyuz. Yerli üretimin satış ve lojistik avantajları ile Doblo adeta vites büyütmemizi sağlayacak” diye konuştu. </p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>MÜŞTERİNİN YERLİYE BAKIŞI ÇOK FARKLI </span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Bursa’da yerli olarak üretilen ticari modellerle birlikte yukarı yönlü güçlü bir ivme yakaladıklarını vurgulayan Altan Aytaç, şöyle devam etti: “Özellikle ticari modellerde tüketicinin yerli modellere bakışı çok farklı. Scudo ve Ulysse gibi yerli modellerimizin de kademeli olarak devreye girmesiyle birlikte, yılın ilk dört ayında hafif ticari araç pazarı yüzde 9 büyürken biz satışlarımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 69 artırdık. Doblo’nun yeniden yerli üretime geçmesiyle birlikte bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.” </p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>3 YIL ARADAN SONRA YENİDEN TÜRKİYE’DE </span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Doblo modelinin tarihçesi hakkında bilgi veren Aytaç, “İlk nesil Doblo, 2000 yılında Tofaş’ta üretilmeye başlandı. Ardından 2005 yılında bir makyaj operasyonuyla Tofaş’taki üretim devam etti. 2010 yılında tamamen yenilenerek, üçüncü nesil olarak Tofaş’ta üretilen Doblo, 2015 yılında da makyajlanarak dördüncü nesliyle yollara çıktı. 2023 yılında Tofaş’taki üretimi sona erdi ve Fiat Chrysler ve PSA Grubu’nun birleşmesiyle oluşan Stellantis bünyesinde K9 platformunda beşinci nesil yeni gövdesi ile birlikte ithal edilerek satılmaya başlandı. Bu dönemde de yüksek satış performansı devam eden Doblo’nun 2024 yılı ortasında makyajlanmış 6’ncı nesli satışa sunuldu. Şimdi 2026’nın üçüncü çeyreğinde, 6’ncı nesil Doblo’lar yeniden Türkiye’de üretilmeye başlanacak. Bir anlamda Doblo 3 yıllık bir aradan sonra yuvasına geri dönmüş olacak” ifadelerini kullandı. </p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>TOFAŞ’TAN TİCARİDE BAŞARILI PERFORMANS</span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Fiat’ın yerli üretim modelleriyle orta ticari araç segmentinde de çok başarılı sonuçlar elde ettiğini ifade eden Altan Aytaç, “Fiat Scudo ve kardeşi Ulysse ile birlikte orta ticari araç segmentinde yılın ilk 4 ayında 3 bin 171 adetlik satışa ulaştık. Bu rakam bize yüzde 26,1’lik bir segment payı sağladı. Bir başka deyişle orta ticari araç segmentinde satılan 4 araçtan biri Scudo veya Ulysse oldu” açıklamasını yaptı.  </p>
</div>
</div>
<p>Kaynak: Yeni Şafak</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/doblo-bursayla-vites-buyutecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Saçından 10 Bin Kat İnce Güneş Paneli Geliştirdiler: Pencereleri Jeneratöre Dönüştürecek</title>
		<link>https://haberpota.com/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek/</link>
					<comments>https://haberpota.com/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 15:36:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=26652</guid>

					<description><![CDATA[Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi bilim insanları, enerji sektöründe dönüm noktası niteliğinde bir teknolojiye imza attı. Uzmanlar otomobil camlarını, gökdelen cephelerini ve akıllı gözlükleri elektrik üreten yüzeylere dönüştürebilen ultra ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi bilim insanları, enerji sektöründe dönüm noktası niteliğinde bir teknolojiye imza attı. Uzmanlar otomobil camlarını, gökdelen cephelerini ve akıllı gözlükleri elektrik üreten yüzeylere dönüştürebilen ultra ince güneş hücreleri üretti. İnsan saç telinden yaklaşık 10 bin kat daha ince yapıya sahip yarı saydam perovskit hücreler, estetik görünümü bozmadan yüksek performans sunmayı hedefliyor.</p>
<p>Detaylar &#x1f447;</p>
</div>
<p> <span><span>Kaynak:</span> https://www.ntu.edu.sg/news/detail/ne&#8230;</span></div>
<p><b>Geliştirilen yeni nesil hücreler şehir mimarisinde ek arazi ihtiyacını ortadan kaldırıyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek-0-cYFFj7d4.jpg"/> </div>
</div>
<p>Yeni teknoloji, binaların ve araçların mevcut tasarımlarında herhangi bir değişiklik yapılmasını gerektirmiyor. Bu sayede modern şehirlerin ek arazi kullanımına veya büyük çatı panellerine ihtiyaç duymadan yenilenebilir enerji üretmesi mümkün hale geliyor. Nötr renk yapısı ve yarı saydam tasarımı, yüksek ofis kuleleri ile cam cephelere kolayca entegre edilmesini sağlayarak mimarlar için büyük bir avantaj oluşturuyor.</p>
</figure>
<p><b>Perovskit malzemesi sayesinde hücreler kapalı hava ve gölgede bile elektrik üretebiliyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek-1-hiiV9elv.jpg"/> </div>
</div>
<p>Geleneksel silikon panellerden farklı olarak bu hücrelerde, yüksek ışık emilim kapasitesiyle bilinen perovskit malzemesi tercih edildi. Hücreler yalnızca doğrudan gelen güneş ışığında değil, dolaylı ve dağınık ışık altında da enerji üretebiliyor. Bu özellik, yüksek binaların güneş ışığını engellediği yoğun şehir merkezlerinde kesintisiz elektrik üretimine imkan tanıyor.</p>
</figure>
<p><b>Vakum ortamında uygulanan termal buharlaştırma yöntemiyle toksik atıksız üretim sağlanıyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek-2-DCZzq59A.jpg"/> </div>
</div>
<p>Hücrelerin üretim aşamasında &#8216;termal buharlaştırma&#8217; adı verilen endüstriyel bir yöntem kullanıldı. Malzemelerin vakum ortamında ısıtılarak yüzeye ultra ince katmanlar halinde serilmesiyle sadece 10 nanometre kalınlığında homojen yapılar elde edildi. Üretim sürecinde toksik çözücülere ihtiyaç duyulmaması, teknolojinin gelecekteki seri üretim aşamalarını önemli ölçüde kolaylaştırıyor.</p>
</figure>
<p><b>Farklı kalınlıklardaki modellerle yüzde 12 seviyesine ulaşan enerji verimliliği elde ediliyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek-3-lNvgUBlf.jpg"/> </div>
</div>
<p>Araştırma ekibi, perovskit katmanın kalınlığını değiştirerek hem opak hem de yarı saydam modeller tasarladı. 60 nanometre kalınlığındaki opak model %12 verimlilik sunarken, aynı kalınlıktaki yarı saydam versiyon ışığın yüzde 41&#8217;ini geçirip %7,6 enerji dönüşüm oranı yakaladı. Patent başvurusu yapılan ve sanayi ortaklarıyla geliştirilen bu teknolojinin dayanıklılık testlerinin ardından ticari pazara sunulması bekleniyor.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/insan-sacindan-10-bin-kat-ince-gunes-paneli-gelistirdiler-pencereleri-jeneratore-donusturecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak Havaların &#8220;Kalp Dostu&#8221; Tezgaha İndi: Kilosu 100 Liraya Satılıyor</title>
		<link>https://haberpota.com/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor/</link>
					<comments>https://haberpota.com/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 10:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=26489</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretim merkezleri arasında ilk sıralarda yer alan Mersin’de, örtü altı üretim döneminin ardından açık arazilerde de hasat hareketliliği yaşanıyor. Havaların ısınmasıyla birlikte erik, kayısı ve yeni dünya gibi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretim merkezleri arasında ilk sıralarda yer alan Mersin’de, örtü altı üretim döneminin ardından açık arazilerde de hasat hareketliliği yaşanıyor. Havaların ısınmasıyla birlikte erik, kayısı ve yeni dünya gibi meyvelerin ardından, bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biri olan sarıkız cinsi fasulyenin de açık alandaki ilk hasadı gerçekleştirildi. Yaklaşık bir ay önce seralarda başlayan toplama süreci, üreticilerin tarlalara girmesiyle birlikte açık alanlarda da ivme kazandı.</p>
<p>Detaylar &#x1f447;</p>
</div></div>
<p><b>Açık alanda toplanan ilk ürünler yüksek fiyatla alıcı buldu</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor-0-mKGrG7JR.jpg"/> </div>
</div>
<p>Erdemli ilçesindeki bahçelerde hummalı bir çalışma yürüten işçiler, sabahın erken saatlerinden itibaren olgunlaşan fasulyeleri tek tek toplayarak kasalara yerleştiriyor. Kalitesi ve verimiyle üreticisini memnun eden sarıkız cinsi fasulye, kilogramı 100 TL’den satılarak sezonu yüksek bir pazar değeriyle açtı. Toplanan ürünler, iç piyasadaki talebi karşılamak üzere kasalanarak nakliye araçlarına yükleniyor.</p>
</figure>
<p><b>Mersin’den yola çıkan fasulyeler büyükşehirlerin pazar ihtiyacını karşılıyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor-1-PQZCiX42.jpg"/> </div>
</div>
<p>İlçedeki bahçesinde üretim yapan 72 yaşındaki Zeliha Seyrek, bu yılki verimden ve pazar hareketliliğinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. Büyük bir emekle yetiştirdikleri sarıkız fasulyesinin ilk hasadını yaptıklarını belirten Seyrek, tarladan çıkan ürünlerin başta İstanbul ve Ankara olmak üzere yurt içindeki birçok büyükşehre gönderildiğini aktardı.</p>
</figure>
<p><b>Yüksek sıcaklığa rağmen tarlalardaki mesai kesintisiz devam ediyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor-2-wskQE2Oz.jpg"/> </div>
</div>
<p>Kavurucu sıcaklar altında üretim zincirinin aksamaması için yoğun bir çaba sarf ediliyor. Tarlada görev yapan işçilerden İsa Aslan, kadın işçilerin toplama işlemini titizlikle yürüttüğünü, kendisinin ise toplanan ürünleri küfelerle taşıyarak araçlara yüklediğini belirtti. Zorlu hava şartlarına rağmen yürütülen bu koordineli çalışma, Mersin’in tarımsal üretimdeki sürekliliğini gözler önüne seriyor.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/sicak-havalarin-kalp-dostu-tezgaha-indi-kilosu-100-liraya-satiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomotiv Devi Türkiye&#8217;den Çekiliyor: İşsiz Kalacak 2200 Kişiye Tazminatı Dışında 12 Maaş Verilecek</title>
		<link>https://haberpota.com/otomotiv-devi-turkiyeden-cekiliyor-issiz-kalacak-2200-kisiye-tazminati-disinda-12-maas-verilecek/</link>
					<comments>https://haberpota.com/otomotiv-devi-turkiyeden-cekiliyor-issiz-kalacak-2200-kisiye-tazminati-disinda-12-maas-verilecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 19:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Dev]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=25959</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye'deki yüksek üretim maliyetleri gerekçesiyle faaliyetlerini sonlandırma kararı alan İsveç merkezli otomotiv güvenlik devi Autoliv, Gebze'deki 2 bin 200 çalışanına dev bir veda paketi sunuyor. Şirket, kademeli olarak gerçekleştireceği kapanış ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Türkiye&#8217;deki yüksek üretim maliyetleri gerekçesiyle faaliyetlerini sonlandırma kararı alan İsveç merkezli otomotiv güvenlik devi Autoliv, Gebze&#8217;deki 2 bin 200 çalışanına dev bir veda paketi sunuyor. Şirket, kademeli olarak gerçekleştireceği kapanış sürecinde personeline yasal haklarının yanı sıra tam 12 brüt maaş değerinde ek tazminat ödeyecek.</p>
</div>
<p> <span><span>Kaynak:</span> https://www.patronlardunyasi.com/turk&#8230;</span></div>
<p><b>Dünyanın en büyük otomotiv güvenlik donanımları üreticilerinden biri olan İsveçli Autoliv şirketi, çeyrek asırdır üretim yaptığı Türkiye pazarından tamamen çekilme kararı aldı.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/otomotiv-devi-turkiyeden-cekiliyor-issiz-kalacak-2200-kisiye-tazminati-disinda-12-maas-verilecek-0-9OO1K4eJ.jpg"/> </div>
</div>
<p><em>Patronlar Dünyası&#8217;nda yer alan habere göre</em>; Gebze’de konumlanan 4 ayrı üretim tesisinde toplamda 2 bin 200 kişiye istihdam sağlayan sanayi devi, ayrılık sürecinde çalışanlarını mağdur etmeyecek büyük bir adıma imza atıyor. Fabrika yönetiminin aldığı karara göre, işine son verilecek her bir personele yasal olarak hak ettikleri kıdem ve ihbar tazminatlarına ek olarak, güncel son maaşları üzerinden tam 12 brüt maaş tutarında kapanış ikramiyesi verilecek.</p>
<p>Otomotiv sektörünün yedek parça tedarikinde lider konumda bulunan firmanın Türkiye&#8217;deki operasyonlarını durdurma kararının arkasında, son dönemde hızla yükselen üretim ve işletme maliyetleri yer alıyor. Alınan bu radikal karar, geçtiğimiz günlerde fabrikalarda görev yapan işçilere resmi olarak tebliğ edildi. Aniden kapıya kilit vurmak yerine daha sağlıklı bir geçiş süreci planlayan şirket, kapanışı bölümler halinde ve kademeli olarak gerçekleştirecek. Sektördeki faaliyetlerin tamamen sonlandırılmasının ve tasfiye işlemlerinin bitişinin 2028 yılının ilk altı aylık dönemini bulması öngörülüyor. Her üretim bandı veya bölüm kapandıkça, o birimde çalışan işçilerin tüm hak edişleri ve veda ikramiyeleri hesaplarına aktarılacak.</p>
<p>Türkiye’deki serüvenine 1999 yılında başlayan küresel marka, Gebze bölgesindeki dev tesislerinde direksiyon simidi, emniyet kemeri ve hava yastığı gibi hayati güvenlik ekipmanlarının üretimini yapıyordu. Tesisler, Türkiye’nin önde gelen otomotiv devleri Ford Otosan, Hyundai, TOFAŞ, Mercedes-Benz ve BMC gibi markaların en önemli parça sağlayıcısı konumundaydı. İç piyasanın yanı sıra başta Avrupa ve Güney Amerika kıtaları olmak üzere çok sayıda ülkeye de yoğun ihraç ürünleri gönderiliyordu. Bu büyük üretim ağını tamamen sonlandırmanın ve Türkiye&#8217;den çekilmenin şirkete toplam maliyetinin ise yaklaşık 142 milyon doları bulacağı hesaplanıyor.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/otomotiv-devi-turkiyeden-cekiliyor-issiz-kalacak-2200-kisiye-tazminati-disinda-12-maas-verilecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aynı Anda 450 Otomobil Üretiliyor: Ünlü Araba Markasının Dev Fabrikası</title>
		<link>https://haberpota.com/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi/</link>
					<comments>https://haberpota.com/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 15:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[Tesis]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaklaşık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=25811</guid>

					<description><![CDATA[Almanya’daki Volkswagen AG Wolfsburg fabrikası, yalnızca bir üretim tesisi değil; başlı başına bir otomotiv şehri gibi çalışıyor. Aynı anda yüzlerce aracın üretildiği dev kompleks, 6,5 milyon metrekarelik alanı, kendi demiryolu hattı ve enerji ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Almanya’daki Volkswagen AG Wolfsburg fabrikası, yalnızca bir üretim tesisi değil; başlı başına bir otomotiv şehri gibi çalışıyor. Aynı anda yüzlerce aracın üretildiği dev kompleks, 6,5 milyon metrekarelik alanı, kendi demiryolu hattı ve enerji sistemiyle dünyanın en dikkat çekici sanayi merkezlerinden biri olarak gösteriliyor.</p>
</div></div>
<p><b>Volkswagen AG’nin Almanya’daki Wolfsburg fabrikası, 6,5 milyon metrekarelik alanıyla dünyanın tek çatı altındaki en büyük otomotiv üretim tesislerinden biri olarak kabul ediliyor.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi-0-mtHpxIr3.jpg"/> </div>
</div>
<p>Aşağı Saksonya eyaletinde, Mittelland Kanalı kıyısında yer alan kompleks adeta başlı başına bir şehir gibi çalışıyor. Yaklaşık 70 bin kişinin görev yaptığı tesiste günlük üretim kapasitesi 3.500 araca kadar ulaşıyor.</p>
<p>Bu büyüklüğü somutlaştırmak gerekirse, Tofaş’ın Bursa fabrikası yaklaşık 1,5 milyon metrekarelik bir alana sahip. Wolfsburg tesisi ise bunun dört katından daha büyük. Hatta Monaco Prensliği’nin yüzölçümü yaklaşık 2 milyon metrekare; yani fabrika, küçük ülkenin yaklaşık üç katı büyüklüğünde bir alanı kaplıyor.</p>
</figure>
<p><b>Hitler döneminde başladı, savaş sonrası yeniden ayağa kalktı</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi-1-cFr4SWjl.jpg"/> </div>
</div>
<p>Fabrikanın temelleri 1938 yılında atıldı. Dönemin Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler’in “halkın arabası” projesi kapsamında inşa edilen tesis, ilk olarak KdF-Wagen üretimi için planlandı. “Kraft durch Freude” yani “Güç Yoluyla Neşe” programının parçası olan bu araç, ilerleyen yıllarda dünyanın “Kaplumbağa” olarak tanıyacağı Beetle modeline dönüştü.</p>
<p>Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte üretim hattı askeri araçlara çevrildi. Fabrikada savaş boyunca esir işçiler ve zorla çalıştırılan insanlar görev yaptı. Bu dönem, Volkswagen’in resmi tarih kayıtlarında da yer alan en karanlık sayfalardan biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Savaşın ardından tesis ağır bombardıman nedeniyle büyük ölçüde harabeye dönmüştü. 1945 yılında bölge İngiliz işgal kuvvetlerinin kontrolüne geçti. İngiliz Binbaşı Ivan Hirst’in fabrikayı yeniden organize etmesi ise şirket tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Hirst, elde kalan parçalarla yeniden Beetle üretimini başlattı ve İngiliz ordusu için 20 bin araçlık sipariş hazırlanmasını sağladı. Tarihçilere göre Hirst’in müdahalesi olmasa bugünkü Volkswagen markası ortaya çıkmayabilirdi.</p>
<p>1949’da tesis Alman yönetimine devredildi. 1950’lerden itibaren Beetle modeli Wolfsburg’dan tüm dünyaya ihraç edildi ve savaş sonrası Alman ekonomik kalkınmasının sembollerinden biri haline geldi.</p>
</figure>
<p><b>Aynı anda yüzlerce otomobil üretilebiliyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi-2-XKXe7pAS.jpg"/> </div>
</div>
<p>Bugün fabrikada Golf, Tiguan, Touran ve elektrikli ID.3 modellerinin üretimi gerçekleştiriliyor. Özellikle Golf modeli, 1974’ten bu yana fabrikanın en ikonik üretimlerinden biri olarak görülüyor. Modelin dünya genelindeki toplam satış adedi 35 milyonun üzerine çıkmış durumda.</p>
<p>Üretim hattının büyüklüğü nedeniyle tesiste aynı anda yüzlerce aracın montaj süreci devam ediyor. Otomasyon sistemleri, robotik üretim kolları ve dev lojistik ağ sayesinde fabrika kesintisiz çalışan bir otomotiv merkezi gibi işliyor.</p>
<p><b><strong>Autostadt: Fabrikanın yanında ayrı bir otomobil dünyası var</strong></b></p>
<p>Fabrikanın hemen yanında bulunan Autostadt ise Volkswagen’in ziyaretçi merkezi olarak hizmet veriyor. 2000 yılında açılan 250 bin metrekarelik komplekste marka pavyonları, müzeler, restoranlar ve araç teslim alanları bulunuyor.</p>
<p>Bölgenin en dikkat çekici yapıları ise iki dev cam kule. Bu kulelerin her birinde yaklaşık 400 araç dikey şekilde depolanabiliyor. Araçlarını teslim almaya gelen müşteriler, otomobillerinin robotik sistemlerle kuleden indirilişini izleyebiliyor.</p>
<p>Pandemi öncesinde Autostadt’ın yıllık ziyaretçi sayısı 2 milyonun üzerine çıkmıştı.</p>
<p><b><strong>Fabrikanın içinde 75 kilometrelik ray sistemi bulunuyor</strong></b></p>
<p>Wolfsburg tesisinin enerji ihtiyacı da küçük bir şehir ölçeğinde değerlendiriliyor. Kompleksin kendi enerji santrali bulunuyor ve kapasitesi yaklaşık 280 megavat seviyesinde. Volkswagen, son yıllarda tesiste kömür kullanımını azaltarak doğal gaz dönüşümüne geçtiğini ve 2030’a kadar karbon nötr üretim hedeflediğini açıkladı.</p>
<p>Fabrika içindeki lojistik sistem de dikkat çekici boyutta. Tesis içerisinde kullanılan demiryolu hattının uzunluğu yaklaşık 75 kilometreyi buluyor. Bu mesafe, neredeyse İstanbul ile İzmit arasındaki ray uzunluğuna denk geliyor.</p>
<p>Bugünkü Wolfsburg şehri de zaten fabrikanın etrafında büyüdü. Yaklaşık 125 bin nüfuslu kentte yaşayan insanların büyük kısmı doğrudan ya da dolaylı olarak Volkswagen ekosistemine bağlı şekilde çalışıyor.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/ayni-anda-450-otomobil-uretiliyor-unlu-araba-markasinin-dev-fabrikasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehri Terk Edip Köye Yerleştiler: Kurdukları Dev Üretim Üssüyle 30 Aileye Ekmek Kapısı Oldular</title>
		<link>https://haberpota.com/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular/</link>
					<comments>https://haberpota.com/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 15:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Ova]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24963</guid>

					<description><![CDATA[Iğdır'da yaşayan İzzet ve Birgül Ova çifti, şehir hayatının karmaşasını geride bırakıp ata yadigarı topraklarına dönerek bölgenin en büyük tarımsal üretim modellerinden birini hayata geçirdi. 150 dönümlük arazide kurdukları bu dev tesis, sadece bir ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Iğdır&#8217;da yaşayan İzzet ve Birgül Ova çifti, şehir hayatının karmaşasını geride bırakıp ata yadigarı topraklarına dönerek bölgenin en büyük tarımsal üretim modellerinden birini hayata geçirdi. 150 dönümlük arazide kurdukları bu dev tesis, sadece bir aile işletmesi olmaktan çıkıp 30 aileye düzenli gelir sağlayan dev bir istihdam kapısına dönüştü.</p>
</div></div>
<p><b>Ova çiftinin başarı hikayesi, aslında zorlu bir süreçle başladı.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular-gbK97WMM.jpg"/> </div>
</div>
<p>Kent merkezinde ticaretle uğraşan İzzet Ova&#8217;nın geçirdiği sağlık rahatsızlığı ve işlerin yolunda gitmemesi, çifti radikal bir karar almaya itti. Şehir hayatını bırakan ikili, Iğdır’ın Oba köyündeki ata topraklarına dönerek &#8216;Bu kadar toprağımız var, ekelim biçelim&#8217; dedi.</p>
</figure>
<p><b>Toprağı en verimli şekilde kullanmak için profesyonel bir sistem kuran çift, 150 dönümlük arazide çeşitliliğe odaklandı:</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular-Taehe64U.jpg"/> </div>
</div>
<p>4 bin metrekarelik yüksek seralarda yıl boyunca üretim yapılıyor. Burada tam 100 bin kök marulun yanı sıra karnabahar, kırmızı ve beyaz lahana yetiştiriliyor. Arazinin geri kalanında karpuz, kavun, domates ve salatalık üretimi gerçekleştiriliyor. Toprağın yorulmaması için İzzet Ova, sebze ekilen alanları bir iki yıl dinlendirip buğday ekerek verimi maksimumda tutuyor.</p>
</figure>
<p><b>Ova çiftinin kurduğu üretim üssü, bölgedeki işsizliğe de merhem oldu.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular-Mk88kWOt.jpg"/> </div>
</div>
<p>Aktif üretim sürecinde 30 yerel aileye ve çok sayıda mevsimlik işçiye istihdam sağlanıyor. Özellikle yöredeki kadınların iş gücüne katılımına büyük önem veren çift, aile ekonomilerine doğrudan katkı sağlıyor.</p>
<p>İzzet Ova, stratejilerini şu sözlerle özetliyor: &#8216;Riski bölerek üretim yapıyoruz. Bir ürün para etmezse diğeriyle ayakta kalıyoruz. Hem kendimiz kazanıyoruz hem de çevremize iş olanağı oluşturuyoruz.&#8217; </p>
<p>Tarımın hayati önemine dikkat çeken Birgül Ova ise üretimin ülkenin büyümesi için şart olduğunu vurguluyor: &#8216;Üretmek zorundayız. Bir karış toprağımız varsa mutlaka ekmemiz gerekiyor. Üreten ülke büyüyen ülkedir.&#8217;</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/sehri-terk-edip-koye-yerlestiler-kurduklari-dev-uretim-ussuyle-30-aileye-ekmek-kapisi-oldular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadece Yılda Bir Kez Açıyor, Yola Çıktı: Türkiye’nin 81 İli Bu Çiçeği Bekliyor</title>
		<link>https://haberpota.com/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor/</link>
					<comments>https://haberpota.com/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 05:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24653</guid>

					<description><![CDATA[Antalya'nın Elmalı ilçesi, son yıllarda örtüaltı çiçek üretiminde gerçekleştirdiği hamleyle adından söz ettiriyor. İlçeye bağlı Eymir Mahallesi’nde yetiştirilen şakayık çiçekleri, zarafeti ve hoş kokusuyla Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Antalya&#8217;nın Elmalı ilçesi, son yıllarda örtüaltı çiçek üretiminde gerçekleştirdiği hamleyle adından söz ettiriyor. İlçeye bağlı Eymir Mahallesi’nde yetiştirilen şakayık çiçekleri, zarafeti ve hoş kokusuyla Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi görüyor. Üreticiler, sabahın ilk ışıklarıyla başladıkları mesaide, 81 ilden gelen siparişleri yetiştirmekte zorlanıyor.</p>
</div></div>
<p><b>Yıllar önce sınırlı alanlarda deneme amaçlı başlayan şakayık üretimi, bugün geniş seralara ve arazilere yayılmış durumda.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor-0-347derf5.jpg"/> </div>
</div>
<p>Özellikle ilkbahar aylarında rengarenk bir görünüme bürünen Eymir Mahallesi, kesme çiçek sektörünün yeni merkezi haline geldi.</p>
<p>Düğünlerden otel dekorasyonlarına, özel organizasyonlardan çiçekçilere kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan şakayıklar; kaliteli yapısı ve uzun vazoda kalma ömrüyle büyük şehirlerin vazgeçilmezi oldu.</p>
</figure>
<p><b>Şakayık üretimi sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, bölge ekonomisine de devasa bir katkı sağlıyor.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor-1-ffqEggpT.jpg"/> </div>
</div>
<p>Mahalledeki birçok ailenin ana geçim kaynağı haline gelen bu sektör; toplama, ayıklama, paketleme ve sevkiyat aşamalarında yüzlerce kişiye iş imkanı sunuyor. Üretim sürecinde özellikle kadın çalışanlar ön plana çıkıyor ve aile bütçelerine önemli bir katkı sağlıyor.</p>
</figure>
<p><b>Bölgedeki önemli üreticilerden Yahya Başkurt, üretimin boyutlarını şu sözlerle özetliyor:</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor-2-f5Ohuab9.jpg"/> </div>
</div>
<p>&#8216;7,5 dönümlük bir alanda üretim yapıyoruz. Dönüm başına yaklaşık 2 bin fide dikiliyor ve her kökten 4-5 dal çiçek alıyoruz. Yılda bir kez çiçek veren bu özel bitkileri Türkiye’nin 81 iline gönderiyoruz. Sadece bizim işletmemizde 50-60 kişiye istihdam sağlıyoruz.&#8217;</p>
</figure>
<p><b>&#x1f447;</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor-3-cnbIXizi.jpg"/> </div>
</div>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/sadece-yilda-bir-kez-aciyor-yola-cikti-turkiyenin-81-ili-bu-cicegi-bekliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailelerin Favori Otomobilinin Üretimi Resmen Durduruldu</title>
		<link>https://haberpota.com/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu/</link>
					<comments>https://haberpota.com/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 04:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Volkswagen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24611</guid>

					<description><![CDATA[Alman otomobil devi Volkswagen, geniş iç hacmi ve pratik kullanımıyla Türk kullanıcıların gözdesi olan efsanevi minivan modeli Touran’ın üretimini resmen durdurdu. 11 yıldır yollarda olan ikinci nesil Touran’ın son örneği, 29 Nisan’da Wolfsburg’daki ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Alman otomobil devi Volkswagen, geniş iç hacmi ve pratik kullanımıyla Türk kullanıcıların gözdesi olan efsanevi minivan modeli Touran’ın üretimini resmen durdurdu. 11 yıldır yollarda olan ikinci nesil Touran’ın son örneği, 29 Nisan’da Wolfsburg’daki üretim hattından inerek bir dönemi kapattı.</p>
</div></div>
<p><b>Volkswagen’in ürün gamındaki en köklü modellerden biri olan Touran, 2002 yılından bu yana yaklaşık 2,3 milyon adet üretildi.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu-0-uTi56tPZ.jpg"/> </div>
</div>
<p>Özellikle 2004 yılında ulaştığı 95 binlik satış rakamıyla zirveyi gören model, minivan segmentinin Avrupa’daki lideri konumundaydı. Ancak son yıllarda otomobil dünyasını kasıp kavuran SUV fırtınası, Touran’ın da sonunu getirdi.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl Almanya’da 14 bin adet tescil edilen model, zirve dönemindeki 52 binlik satış rakamlarının çok uzağında kalmıştı. Bu kararla birlikte Volkswagen’in ürün yelpazesinde artık hiçbir minivan modeli kalmadı.</p>
</figure>
<p><b>Volkswagen, üretimin sonlandırılmasındaki temel gerekçenin sadece düşük satışlar olmadığını, teknik zorunlulukların da etkili olduğunu belirtti.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu-1-gtbh7Tnx.jpg"/> </div>
</div>
<ul>
<li>
<p><strong>Yönetmelik Engeli:</strong> Touran, 6 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek olan Birleşmiş Milletler &#8216;Genel Güvenlik Yönetmeliği II, Aşama C&#8217; standartlarını karşılamıyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Yeni Tescil İmkansızlığı:</strong> Bu standartlara uyum sağlamak için gereken maliyetli güncellemeler yerine, VW yönetimi efsane modeli emekli etme kararı aldı.</p>
</li>
</ul>
</figure>
<p><b>Touran sadece bir otomobil değil, aynı zamanda Volkswagen tarihinin en büyük endüstriyel deneylerinden biriydi.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu-2-Fbwhm3h1.jpg"/> </div>
</div>
<p>Milenyum başında, üretimi düşük maliyetli ülkelere kaydırmak yerine Almanya’da tutmayı hedefleyen &#8216;5000 kere 5000&#8217; projesi kapsamında doğmuştu.</p>
<p>Eski sendika sorumlusu Peter Hartz’ın öncülüğündeki bu projede ekip esnek çalışma modelleriyle Touran’ı üretti. Bu model, Wolfsburg’da modern ve rekabetçi üretim yöntemlerinin gerçek dünya test alanı oldu.</p>
</figure>
<p><b>Geniş bagaj hacmi ve 7 koltuk seçeneğiyle tanınan Touran’ın doğrudan yerine geçecek bir modeli bulunmuyor.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu-3-EkGjJpwL.jpg"/> </div>
</div>
<p>Volkswagen, Touran’ın bıraktığı boşluğu şu modellerle doldurmayı planlıyor:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Tiguan:</strong> Boyut olarak benzer olsa da aynı iç hacmi sunmuyor.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Tayron:</strong> 7 koltuk seçeneği sunan ancak Touran&#8217;dan çok daha büyük olan bu yeni SUV, minivanların eski rolünü üstlenmeye çalışacak.</p>
</li>
</ul>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/ailelerin-favori-otomobilinin-uretimi-resmen-durduruldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev Hanımıydı, Şimdi Talebe Yetişemiyor: 3 Dönümden 600 Kilo Ürün Aldı</title>
		<link>https://haberpota.com/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi/</link>
					<comments>https://haberpota.com/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 03:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Köseoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Salep]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24581</guid>

					<description><![CDATA[Zonguldak’ın Devrek ilçesinde yaşayan Gülsüm Köseoğlu, doğada rastladığı salep orkidesini yasal izinle yetiştirmeye başladı. 60 bin fide ile yola çıkan girişimci anne, ilk hasadında 600 kilogram ürün elde ederek köyündeki kadınlara örnek oldu ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Zonguldak’ın Devrek ilçesinde yaşayan Gülsüm Köseoğlu, doğada rastladığı salep orkidesini yasal izinle yetiştirmeye başladı. 60 bin fide ile yola çıkan girişimci anne, ilk hasadında 600 kilogram ürün elde ederek köyündeki kadınlara örnek oldu.</p>
</div></div>
<p><b>Devrek ilçesine bağlı Kabaca köyünde yaşayan 39 yaşındaki, 3 çocuk annesi Gülsüm Köseoğlu, geçtiğimiz yıl ailesiyle çıktığı bir doğa yürüyüşü sırasında hayatının dönüm noktasını yaşadı.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi-0-8H2vBM5U.jpg"/> </div>
</div>
<p>Doğada gördüğü zarif bir çiçeği merak edip fotoğrafını çeken Köseoğlu, internette yaptığı araştırmada bu bitkinin dünyaca ünlü ve koruma altındaki salep orkidesi olduğunu öğrendi.</p>
<p>Endemik bir tür olduğu için doğadan toplanması yasak olan salep orkidesinin ekonomik değerini fark eden Köseoğlu, bu işi profesyonel ve yasal yollardan yapmaya karar verdi. &#8216;Kadın Çiftçi&#8217; kredisinden yararlanarak finansman sağlayan girişimci, Zonguldak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden gerekli izinleri alarak üretime başladı.</p>
</figure>
<p><b>Geçtiğimiz yıl 3 dönümlük arazisine 60 bin fide diken Köseoğlu, titiz bir bakım sürecinin ardından yaklaşık 600 kilogram ürün elde etmeyi başardı.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi-1-5rImYZ3y.jpg"/> </div>
</div>
<p>İlk yılın veriminden memnun kalan Köseoğlu, önümüzdeki yıl üretim alanını 10 dönüme çıkarmayı hedefliyor. Üretim sürecini çocuklarıyla birlikte yürüten Köseoğlu, bu sayede çocuklarının küçük yaşta üretimin önemini öğrendiğini belirtti.</p>
</figure>
<p><b>Salep soğanının içecek, dondurma, pastacılık ve kimya sektörlerinde yoğun talep görmesinin büyük bir avantaj olduğunu vurgulayan Köseoğlu şunları söyledi:</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi-2-IIySrzET.jpg"/> </div>
</div>
<p>&#8216;Doğada gördüğüm bir çiçek merakla başladı, sonra Kadın Çiftçi Projesi ile gerçeğe dönüştü. Devletimizin kadınlara desteği çok fazla. Ev hanımlarına tavsiye ediyorum; çekinmeden denesinler. Hem ev hem ülke ekonomisine katkı sağlayan bir iş. Kadın üreticilerimizin sayısının çoğalmasını istiyorum.&#8217;</p>
<p>Köseoğlu’nun başarısı sadece ailesi için değil, yaşadığı Kabaca köyü için de yeni bir umut oldu. Köylü kadınların projeye büyük ilgi gösterdiğini ve kendisinden bilgi aldığını belirten Köseoğlu, el birliğiyle bölgedeki salep üretimini artırmayı amaçlıyor.</p>
</figure>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi-3-73kGkfCE.jpg"/> </div>
</div>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/ev-hanimiydi-simdi-talebe-yetisemiyor-3-donumden-600-kilo-urun-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efsane Marka Fabrikasını Kapattı, Son Arabaları Açık Artırmayla Satıyor</title>
		<link>https://haberpota.com/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor/</link>
					<comments>https://haberpota.com/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 02:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[Saab]]></category>
		<category><![CDATA[Satış]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24553</guid>

					<description><![CDATA[Otomobil dünyasının bir dönemine damga vuran İsveçli dev Saab, vedasını tarihi bir müzayede ile yapıyor. 1947'den bu yana markanın kalbi olan Trollhättan fabrikasında kalan son prototipler ve nadir parçalar, Klaravik üzerinden satışa sunuluyor. 2012 ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Otomobil dünyasının bir dönemine damga vuran İsveçli dev Saab, vedasını tarihi bir müzayede ile yapıyor. 1947&#8217;den bu yana markanın kalbi olan Trollhättan fabrikasında kalan son prototipler ve nadir parçalar, Klaravik üzerinden satışa sunuluyor.</p>
</div></div>
<p><b>2012 yılında iflas eden Saab’ın varlıklarını satın alan NEVS (National Electric Vehicle Sweden), operasyonlarını tamamen durdurma noktasına gelerek fabrikadaki son araçları ve ekipmanları açık artırmaya çıkardı.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor-0-zFuyJQcF.jpg"/> </div>
</div>
<p>Çinli Evergrande Grubu’nun yaşadığı finansal kriz sonrası küçülmeye giden şirket, bu satışla birlikte tarihi merkeze veda ediyor.</p>
</figure>
<p><b>Müzayedede, markanın teknolojik dönüşüm çabalarını belgeleyen 8 kritik araç yeni sahiplerini bekliyor:</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor-1-fM2fVucE.jpg"/> </div>
</div>
<ul>
<li>
<p><strong>Saab 9-3 Serisi:</strong> 2014 yılı üretimi 3 adet ön üretim aracı, 3 adet elektrikli prototip (NEVS üretimi) ve 1 adet menzil uzatıcı hibrit sistemle donatılmış test aracı.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Hengchi 5:</strong> Evergrande bünyesinde üretilen elektrikli SUV modeli.</p>
</li>
</ul>
<p>Satış listesinde ayrıca fabrikadan kalan binlerce nadir parça, tasarım maketleri ve tarihi otomobil fuarı afişleri de yer alıyor.</p>
</figure>
<p><b>NEVS mühendisleri tarafından geliştirilen ve tekerlek içi motor teknolojisiyle dikkat çeken Emily GT sedanın seri üretim umutları da bu süreçte resmen sona erdi.</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor-2-vF7NZisR.jpg"/> </div>
</div>
<p>Emily GT program direktörü Peter Dahl’ın &#8216;üretime her yönüyle hazır&#8217; dediği araç için Kanadalı EV Electra ile yapılan satın alma görüşmeleri, Mayıs 2024’te anlaşmanın çökmesiyle sonuçsuz kaldı.</p>
<p>İsveç merkezli müzayede sitesi <strong>Klaravik</strong> üzerinden yapılacak satış süreci şu şekilde planlandı:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Başlangıç:</strong> 21 Mayıs (Taban fiyat belirlenmeksizin).</p>
</li>
<li>
<p><strong>Bitiş ve Fabrika Turu:</strong> 30 Mayıs.</p>
</li>
</ul>
<p>Müzayedenin kapandığı gün, teklif verenler ve Saab tutkunları için Trollhättan fabrikasına son bir ziyaret turu düzenlenecek. Bölgedeki üretim tesislerinin bir kısmı Polestar tarafından AR-GE merkezi olarak kullanılmaya devam etse de, Saab ve NEVS dönemi bu satışla birlikte tamamen kapanmış olacak.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/efsane-marka-fabrikasini-kapatti-son-arabalari-acik-artirmayla-satiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş Uçakları Seri Seri Çıkıyor: Fabrikalar 21 Saat Çalışıyor</title>
		<link>https://haberpota.com/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor/</link>
					<comments>https://haberpota.com/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 21:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[J-20]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=24370</guid>

					<description><![CDATA[Çin, beşinci nesil savaş uçağı J-20 için üretim temposunu artırıyor. “Mighty Dragon” olarak bilinen uçak, ABD’nin F-22 ve F-35 savaş uçaklarına karşı geliştirilen en önemli modellerden biri olarak görülüyor. Son haberlerde, J-20 parçalarının ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Çin, beşinci nesil savaş uçağı J-20 için üretim temposunu artırıyor. “Mighty Dragon” olarak bilinen uçak, ABD’nin F-22 ve F-35 savaş uçaklarına karşı geliştirilen en önemli modellerden biri olarak görülüyor. Son haberlerde, J-20 parçalarının üretildiği fabrikalarda otomasyonun ciddi şekilde arttığı belirtiliyor. Hatta bazı tesislerin neredeyse gün boyu çalışabildiği ifade ediliyor.</p>
</div></div>
<p><b>Çin J-20 üretiminde hız artırıyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor-0-isDpdSPl.jpg"/> </div>
</div>
<p>J-20, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’nin en dikkat çeken savaş uçaklarından biri. Çift motorlu, tek koltuklu ve düşük görünürlüklü tasarlanan uçak, Çin’in beşinci nesil savaş uçağı programının merkezinde yer alıyor. </p>
<p>Çin basınında daha önce yapılan açıklamalarda, J-20 üretim kapasitesinin ordunun talebini karşılayabilecek düzeye geldiği savunulmuştu. Global Times’a konuşan J-20 yardımcı tasarımcısı Wang Haitao, Çin havacılık sanayisinin J-20 için istenen talep seviyesini karşılayabileceğini söylemişti.</p>
<p>Son dönemde ise üretimin daha otomasyonlu hale geldiği haberleri öne çıktı. South China Morning Post’un aktardığı bilgilere göre Çin’deki “karanlık fabrika” sistemi, J-20 gibi gelişmiş savaş uçaklarının parçalarını üretmek için kullanılıyor. Bu fabrikalar, az insan müdahalesiyle çalışacak şekilde tasarlandığı için ışığa bile ihtiyaç duymadan üretim yapabiliyor. Haberde, sistemin üretim verimliliğini iki kattan fazla artırdığı belirtiliyor.</p>
</figure>
<p><b>Karanlık fabrika sistemi üretimi neredeyse kesintisiz hale getiriyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor-1-mQX9HgQn.jpg"/> </div>
</div>
<p>&#8216;Karanlık fabrika&#8217; ifadesi, üretimin büyük ölçüde robotlar, otomasyon sistemleri ve yapay zeka destekli kontrol mekanizmalarıyla yürütüldüğü tesisler için kullanılıyor. İnsan iş gücünün azalması, vardiya ve ışık ihtiyacını da düşürüyor. Bu nedenle fabrikalar çok daha uzun süreli ve daha düzenli üretim yapabiliyor. Defense Security Asia, Çin’in J-20 üretiminde bu tarz yapay zeka destekli sistemleri kullanarak neredeyse kesintisiz üretim temposuna geçtiğini yazdı.</p>
<p>Bu tablo, savaş uçağı üretiminin yalnızca tasarımla değil, sanayi kapasitesiyle de ilgili olduğunu gösteriyor. Bir ülkenin gelişmiş uçak üretmesi önemli ama bu uçakları hızlı, düzenli ve yüksek adetlerde üretebilmesi ayrı bir güç anlamına geliyor. J-20’deki üretim temposu bu yüzden yakından izleniyor. Çünkü ABD’nin F-22 ve F-35 üstünlüğüne karşı Çin’in elindeki en güçlü kartlardan biri, üretim hattını büyütmek olabilir.</p>
</figure>
<p><b>ABD ile beşinci nesil uçak yarışı kızışıyor</b></p>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor-2-PxyS23OT.jpg"/> </div>
</div>
<p>J-20, Çin’in ABD karşısındaki hava gücü farkını kapatma hamlesinin önemli parçası olarak görülüyor. Aviation Geek Club’un aktardığına göre Çinli yetkililer daha önce J-20 üretiminin artabileceğini söylemiş ancak üretim hızına dair net rakam paylaşmamıştı. Aynı haberde, Çin’in beşinci nesil savaş uçağı sayısını artırma hedefinin ABD ile rekabet açısından kritik olduğu vurgulanıyor.</p>
<p>Açık kaynak tahminlerinde J-20 sayısının son yıllarda hızla arttığı belirtiliyor ancak kesin rakamlar resmi olarak netleşmiş değil. Buna rağmen üretim altyapısındaki otomasyon, yeni motor çalışmaları ve seri üretim kapasitesi, Çin’in bu alandaki iddiasını büyütüyor. Yani mesele yalnızca yeni bir savaş uçağı geliştirmek değil. Çin artık bu uçakları daha hızlı üretip sahaya daha fazla sayıda çıkarabilecek sanayi gücünü göstermeye çalışıyor.</p>
</figure>
<p>Kaynak: Onedio</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/savas-ucaklari-seri-seri-cikiyor-fabrikalar-21-saat-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Somonda hedef 200 bin ton üretim: 1 milyar dolar ihracat</title>
		<link>https://haberpota.com/somonda-hedef-200-bin-ton-uretim-1-milyar-dolar-ihracat/</link>
					<comments>https://haberpota.com/somonda-hedef-200-bin-ton-uretim-1-milyar-dolar-ihracat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 23:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[Somon]]></category>
		<category><![CDATA[Su Ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Somonu]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=23664</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye, somon üretimini orta vadede iki katına çıkarmayı hedefliyor. 2030 yılı hedefleri arasında 200 bin ton üretim ve 1 milyar dolarlık ihracat yer alıyor. Geçen yıl 115 bin ton somon üretildi. Üretim artarken iç pazardaki tüketimin de artırılması için çalışmalara hız verdiklerini belirten Samsun ve Sinop Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Osman Parlak, iç tüketimi 2030'a kadar 50 bin tona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><span style="font-size: 1rem;">Türkiye’nin somon üretimi ye­ni yatırımlarla büyüme ivmesi­ni sürdürüyor. Türkiye’de somon üretiminin büyük çoğunluğu Samsun ve Sinop’ta yapılıyor. Artan üretimin ihra­cata da yansımasıyla somon, su ürünleri içinde önemli bir kalem olmaya başladı. Türkiye, 2030 yılına kadar somon üreti­mini ikiye katlamayı hedefliyor. Üretim ile birlikte iç pazarda da bu değerli ürü­nün tüketimini artırmak için çalışmalara hız verildi. Bu doğrultuda Samsun’un Ya­kakent ilçesinde 1. Türk Somonu Hasat Şenliği düzenlendi. Etkinliğe 10 binden fazla kişi katıldı.</span></p>
<p><b><strong>İç pazarda somon tüketimi artıyor </strong></b></p>
<p>Etkinlik öncesi DÜNYA’ya açıklama­larda bulunan etkinliğin koordinasyonu­nu sağlayan Samsun ve Sinop İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Osman Parlak, Türk somonu­nun son yıllarda yıldızı parlayan bir ba­lık olduğunu vurguladı. Türk somonu­nun ilk projesinin kendisine ait olduğunu ve Derbent Barajı’nda 15 yıl önce başla­dığını bildiren Parlak, “İlk etapta ihra­catı yapılmıyordu ama Japonya&#8217;ya ihraç edilmesiyle önü açıldı. Türk somonunun üretim ve ihracat hedefleri var. 2025 yı­lında 115 bin ton Türk somonu ürettik; bunun 100 bin tonunu ihraç ettik ve 520 milyon dolar gelir sağladık. 15 bin tonunu iç piyasada tükettik. 2030 yılında hedef, 200 bin ton üretim ve 1 milyar dolar ih­racat ile bir dünya markası oluşturmak. Türkiye’de son yıllarda somon tüketimi artıyor, ancak yeterli değil. İç tüketimi 50 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Öte yandan şu anda 300 bin ton pro­je kapasitesinin bulunduğu bilgisini ve­ren Parlak, tesislerin henüz bitmediğini, önümüzdeki yıllarda bunların faaliyete geçeceğini bildirdi. İç pazarda tanıtım­larla tüketimi artırmak için şenliklere başladıklarını aktaran Parlak, halka bu balığı tanıtmak ve çocuklara sevdirmek için çalışmalar yaptıklarını, bu çerçeve­de 400 çocuğa somon burger yedirdik­lerini belirtti. Parlak, “Yakakent’te dü­zenlememizin nedeni somon balığının ilk kez burada üre­tilmeye başlan­mış olması dolayı­sıyladır, Bu etkin­lik bir başlangıç. Önümüzdeki dö­nemde farklı il­lerde tanıtım yap­mayı planlıyoruz. Yine önümüzdeki gün­lerde Sinop’ta üniversite de bir festival yapılacak” diye konuştu.</p>
<p>Yaklaşık 10 yıl önce Norveç’ten 65 mil­yon dolarlık somon ithal edildiğine deği­nen Parlak, eğer Türkiye’de somon üre­tilmeseydi, şu anda yaklaşık 400 milyon dolarlık somon ithalatı yapmak duru­munda kalınacağını iletti. Bugün ise hem üretim hem de ihracat yapar duruma ge­lindiğini belirten Parlak, “Somon hasadı genellikle nisan ayında başlar, mayısta bitiriyoruz. Deniz sıcaklığı 17 dereceyi geçmemeli. Karadeniz endemik yapısı ve tuzluluk oranı ile Türk somonunu mua­dillerinden çok daha lezzetli kılıyor. Yine biz denizde en fazla 7 ay kalırız. Geri ka­lan aylarda deniz dinlenir ve kendini ye­niler” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b><strong>Türkiye’nin ilk su ürünleri </strong><strong>ihtisas OSB’si Yakakent&#8217;te açılıyor </strong></b></p>
<p>Etkinlikte konuşan Yakakent Belediye Başkanı Dr. Şeraffettin Aydoğdu, Yaka­kent&#8217;te Türkiye’de ilk su ürünleri ihtisas OSB&#8217;nin açılacağını duyurdu.</p>
<p><b><strong>32 ülkeye somon ihracatı yapılıyor </strong></b></p>
<p>Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, 2025&#8217;te 32 ülkeye 500 milyon dolarlık somon ihracatı yaptıklarını söyledi. SUYMERBİR Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sarmed, Norveç’te de Peru’da da ve Şili’de de kafeste üretildiğini bildirdi. Japonya Büyükelçiliği Misyon Şefi Yardımcısı Tahara Koji ise Türkiye’de yetiştirilen somonların ülkelerinin gıda ve yemek üzerinden güçlü bir bağ kurduğunu ifade etti.</p>
<p><b><strong>Türk somonunun besin değerleri Norveç’inkinden daha yüksek </strong></b></p>
<p>Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. Hülya Turan, yaptıkları araştırmalar sonucuda Türk somonunda insan sağlığı için büyük önem taşıyan Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri EPA ve DHA oranlarının Norveç somonundan daha yüksek çıktığını bildirdi. Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demet Koçatepe ise Türk somonunun yüksek protein ve sağlıklı yağ asitleri bakımından dikkat çektiğini belirterek, &#8220;İç pazardaki tüketimin artırılmasıiçin biraz daha ileri işleme tekniklerine geçmek gerekiyor. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz” dedi.</p>
</p>
<p>Kaynak:&nbsp;Dünya</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/somonda-hedef-200-bin-ton-uretim-1-milyar-dolar-ihracat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan ve Özbekistan İslam Gıda Güvenliği Örgütü&#8217;ne katıldı</title>
		<link>https://haberpota.com/azerbaycan-ve-ozbekistan-islam-gida-guvenligi-orgutune-katildi/</link>
					<comments>https://haberpota.com/azerbaycan-ve-ozbekistan-islam-gida-guvenligi-orgutune-katildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 21:48:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Orta]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=23622</guid>

					<description><![CDATA[Özbekistan ve Azerbaycan'ın İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı'na katılması, tarım ve gıda diplomasisinde yeni bir dönemin işareti olarak görülüyor. Gelişme, özellikle su yönetimi, tarımsal inovasyon ve dayanıklı gıda sistemleri açısından bölgesel iş birliklerini güçlendirebilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><p>Küresel gıda güvenliği tartışmalarının derinleştiği bir dönemde, İslam dünyasında dikkat çekici bir kurumsal genişleme yaşandı. Özbekistan ve Azerbaycan, İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı faaliyet gösteren İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı’na (IOFS) resmen katıldı.</p>
<p>Bakü’de düzenlenen imza töreniyle birlikte teşkilatın üye sayısı 43’e yükseldi. Süreç, yalnızca diplomatik bir genişleme olarak değil, aynı zamanda tarım, su ve gıda güvenliği ekseninde yeni bir bölgesel koordinasyon hamlesi olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Kuruluş tarafından yapılan açıklamada, Özbekistan ve Azerbaycan’ın üyeliğinin stratejik önem taşıdığı vurgulandı. Her iki ülkenin de güçlü tarımsal potansiyele, gelişen agro-endüstriyel altyapıya ve inovasyon kapasitesine sahip olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>Mesele yalnızca tarımsal üretim değil</strong></p>
<p>Aslında bu üyelik, yalnızca sembolik bir adım değil. IOFS’nin açıklamasına göre kuruluş, halihazırda her iki ülkeyle de tarımsal inovasyon, değer zincirleri, sınır aşan zararlılarla mücadele, dijital su yönetimi ve sürdürülebilir tarım uygulamaları gibi alanlarda iş birliği yürütüyor.</p>
<p>Bu tablo, son dönemde giderek daha fazla öne çıkan “gıda diplomasisi” kavramının yeni bir örneği olarak okunuyor. Çünkü artık mesele yalnızca tarımsal üretim değil; su yönetimi, lojistik, teknoloji, iklim dayanıklılığı ve stratejik koordinasyon da gıda güvenliğinin temel unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Özellikle Özbekistan’ın üyeliği dikkat çekiyor. Orta Asya’nın önemli tarım üreticilerinden biri olan ülke, son yıllarda tarımda modernizasyon, sulama altyapısı ve verimlilik odaklı dönüşüm politikalarıyla öne çıkıyor. Pamuk, buğday, meyve-sebze ve hayvancılık üretimindeki kapasitesiyle bölgesel gıda zincirinde önemli bir aktör konumunda bulunuyor.</p>
<p>Azerbaycan ise özellikle tarımsal teknoloji, lojistik koridorları ve Hazar merkezli ticaret bağlantıları açısından stratejik bir konumda yer alıyor. Bu nedenle iki ülkenin aynı platformda buluşması, Orta Asya-Kafkasya ekseninde yeni bir tarım ve gıda iş birliği hattı oluşturabilir.</p>
<p><strong>Kuruluşun verdiği mesaj dikkat çekici</strong></p>
<p>IOFS, artık yalnızca politika diyaloğu yapan bir yapı olmaktan çıkıp, sahada ölçülebilir sonuç üreten operasyonel ortaklıklara yöneldiğini vurguluyor. Bu ifade, teşkilatın önümüzdeki dönemde daha aktif proje bazlı bir yapıya dönüşeceğine işaret ediyor.</p>
<p>Üyelik aynı zamanda teknik destek, ortak programlar, bilgi paylaşımı ve bölgesel girişimlere erişim anlamına geliyor. Özellikle iklim değişikliği, kuraklık, su stresi ve arz zinciri kırılganlıklarının arttığı bir dönemde bu tarz çok taraflı platformların önemi daha da artıyor.</p>
<p>Son yıllarda pandemi, savaşlar, enerji krizi ve El Nino kaynaklı iklim baskıları; gıdanın artık sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir mesele olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle ülkeler yalnızca üretimi değil, üretimin sürdürülebilirliğini ve dayanıklılığını da güvence altına almaya çalışıyor.</p>
</p>
<p>Kaynak: Bloomberg HT</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/azerbaycan-ve-ozbekistan-islam-gida-guvenligi-orgutune-katildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASO Başkanı Seyit Ardıç: Türkiye Avrasya’nın Güney Kore’si olmalı</title>
		<link>https://haberpota.com/aso-baskani-seyit-ardic-turkiye-avrasyanin-guney-koresi-olmali/</link>
					<comments>https://haberpota.com/aso-baskani-seyit-ardic-turkiye-avrasyanin-guney-koresi-olmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 21:25:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ardıç]]></category>
		<category><![CDATA[Banka]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=23610</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, dünyanın içinden geçtiği yeni dönemde hiçbir ülkenin artık sanayisini piyasanın insafına bırakmadığını söyledi. Ardıç, “Bu yeni düzende Brezilya gibi, hammaddeye, iç pazara ve dönemsel büyümeye yaslanan bir ekonomiyle mi yetineceğiz. Yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ihracatı ve markayı merkeze alan bir sanayi gücü mü olacağız” dedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Sanayi Odası Baş­kanı Seyit Ardıç, çaresiz kalan sanayicinin doğal olarak, üretimden sessizce ti­carete, gayrimenkule ve finansa kaymaya başlayacağı uyarısında bulundu. Ardıç, “Bir fabrikanın yerine kurulu bir AVM’nin kira getirisi, o fabrikanın üç yıllık faa­liyet kârından fazla olabiliyorsa; sanayicimizi üretimde kalması için motive etmek kolay değildir. Mesele niyet değildir, mesele ku­ralın yönüdür” dedi. Ardıç sözle­rini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu sürecin gürültüsü yoktur; ama sonucu ağırdır. Sanayisiz­leşme her zaman büyük gürül­tüyle gelmez. Bazen sessiz gelir. Önce kapasite düşer, sonra ya­tırım iştahı azalır, ardından ni­telikli üretim zayıflar, istihdam azalır, pazar kaybı yaşanır ve en son fabrika kapanır. Bu sessizli­ği duymak, bu sessizliği bozmak ve uyarmak bizim görevimizdir.”</p>
<p><b><strong>“6 ay önceki uyarımız </strong><strong>daha acil hal aldı” </strong></b></p>
<p>Tam altı ay önce bir uyarıda bulunduklarını hatırlatan Ar­dıç, “Yüksek faiz politikasının reel sektör üzerinde oluşturdu­ğu sert baskıyı ortaya koymuş; finansmana erişimin zorlaştığı­nı, yatırım iştahının zayıfladığı­nı, üretim yerine ithalatın gide­rek daha cazip hale geldiğini ifa­de etmiştik. Üretim kapasitesini zayıflatarak enflasyonla kalıcı biçimde mücadele edilemeyece­ğini vurgulamış; Türkiye’nin ye­niden üretim ekonomisine odak­lanması gerektiğini söylemiştik. Üzülerek söylüyorum ki,</p>
<p>O günkü uyarımız geçerliliği­ni yitirmedi; aksine daha acil bir hâl aldı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b><strong>“Teknolojide açık vermemeliyiz” </strong></b></p>
<p>Yüksek teknolojili ürün ihraca­tının 2025 yılında 9,9 milyar do­lara olmasına rağmen, ithalatın 35 milyar doları aştığını vurgula­yan ASO Başkanı, bu alanda yıllık 25 milyar doların üzerinde dış ti­caret açığı verildiğini belirtti. Ar­dıç, “Yani yüksek teknolojide sat­tığımız her 1 dolara karşılık, 3,5 dolar yüksek teknoloji ithal edi­yoruz. Sorunumuz; yüksek tek­nolojili ürünlerin imalat sana­yi ihracatımız içindeki payının uzun yıllardır yüzde 4’ler ban­dında çakılı kaldık. Oysa 10-15 yıl önce hazırlanan sanayi strateji­lerinde çok iddialı bir hedef koy­muştuk: Avrasya’nın üretim üs­sü olmak. Üretim kapasitesi bakı­mından bu hedefe önemli ölçüde yaklaştık. Ancak yüksek teknolo­ji, verimlilik ve yerli katma değer cephesinde aynı şeyi söyleyemi­yoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2026/05/aso-baskani-seyit-ardic-turkiye-avrasyanin-guney-koresi-olmali-0-bX7wTFKK.jpg" /></p>
<p><b><strong>“Sorunumuz faktör verimliliği” </strong></b></p>
<p>Karşılarına çıkan temel me­selenin toplam faktör verimli­liği olduğunu dile getiren Ardıç, “Üretim yaptık, ihracat yaptık, kapasite kurduk; fakat bilgi, tek­noloji, araştırma-geliştirme, inovasyon ve kurumsal verimli­lik alanlarında beklenen sıçra­mayı gerçekleştiremedik. Şimdi sanayi politikamızı, eğitim sis­temimizi, finansman yapımızı, Ar-Ge desteklerimizi ve ihracat stratejimizi tek bir hedefe bağ­lamak zorundayız: İhracat yapı­mızın teknoloji ağırlığını arttır­mak” açıklaması yaptı.</p>
<p>Ardıç, “İmalat sanayimizin milli gelir içindeki payında son yıllarda gözlenen gerileme, sa­nayisizleşme riskini akademik bir tartışma olmaktan çıkarıp somut bir politika başlığı hali­ne getirmiştir. Üretimin ağırlı­ğı azalırken ekonomi daha dü­şük verimlilik ve daha az katma değer üreten alanlara kayıyor­sa, büyümenin niteliği zayıflar” dedi. Sanayi olmadan kalıcı ih­racatın, nitelikli istihdamın, teknolojinin olmayacağını dile getiren Ardıç şunları ifade etti: “Sanayi zayıflarsa yalnızca üre­tim değil, büyümenin kalitesi de, rekabet gücümüz de zayıf­lar.Bu süreci kendi haline bıra­kamayız. Küresel sanayi düze­ninde devletler yeniden sahaya dönüyor. Hiçbir ülke artık sana­yisini sadece piyasanın insafı­na bırakmıyor. Bu yeni düzen­de Türkiye’nin önünde tarihî bir tercih var: Brezilya gibi, ham­maddeye, iç pazara ve dönem­sel büyümeye yaslanan bir eko­nomiyle mi yetineceğiz; yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ih­racatı, markayı, verimliliği mer­keze alan bir üretim/sanayi gü­cü mü olacağız?”</p>
<p><b><strong>“Daha çok fabrika değil, </strong><strong>daha çok teknoloji” </strong></b></p>
<p>Ardıç, “Konu yalnızca daha çok fabrika kurmak değildir. Asıl be­lirleyici olan hangi teknolojiyi ürettiğimizdir. İhracatta kilog­ram başına değerimizi ne kadar yükselttiğimizdir. Sanayicimizin küresel rekabette ulaşacağı yük­sek konumdur. Bizim tercihimiz çok net olmalıdır: Türkiye, Av­rasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır” dedi.</p>
<p><b><strong>“Bankacılık sisteminin </strong><strong>tarihi sorumluluğu var” </strong></b></p>
<p>Bankalara da çağrı yapan Ar­dıç, “Bu tercih sadece sanayici­nin omuzlarında değildir. Bu­rada bankacılık sisteminin de tarihî bir sorumluluğu vardır. Bankacılık sistemimizin güçlü bilançosunu, sanayimizin güçlü yatırım kapasitesine dönüştür­mek zorundayız“ diye konuştu. Ardıç, “Mesele bankalarla sana­yiciyi karşı karşıya getirmek de­ğildir; finansal gücü üretim gü­cüne çevirecek yeni bir finans­man mekanizmasını birlikte kurmaktır” dedi.</p>
<p><b><strong>“Uzun vadeli kaynak konuşulmalı” </strong></b></p>
<p>Ardıç, “Sanayicimizin ihtiya­cı yalnızca işletme kredisi değil; geleceği kuracak, üretimi büyü­tecek, yatırımı hızlandıracak ve teknoloji dönüşümünü finanse edecek uzun vadeli kaynaktır. Sanayici makine ve enerji verim­liliği yatırımı yapmak istiyor. Di­jital dönüşümünü tamamlamak, yeşil mutabakata uyum sağla­mak, ihracat pazarında kalıcı ol­mak istiyor. Ama bunu kısa va­deli, yüksek maliyetli ve teminat baskısı altında çalışan kredi ya­pısıyla başarması mümkün de­ğildir.”</p>
<p>Bankacılık sisteminin güçlü olduğunu ve bundan da büyük memnuniyet duyduklarını vur­gulayan Ardıç, “Ancak yeni dö­nemin asıl eşiği şudur: Banka­cılığımızın gücü, sanayimizin gücüne ne kadar yansıyor? Bir ülkenin bankaları güçlü olabilir. Ama o ülkenin fabrikaları yatı­rım yapamıyorsa, makinelerini yenilemiyorsa, KOBİ’leri finans­mana erişemiyorsa, ihracatçısı kâr etmeden pazar korumaya ça­lışıyorsa, orada finansal güç kal­kınma gücüne tam olarak yansı­mamış demektir” Dedi.</p>
<p>“OECD verilerinin de bu tab­loyu teyit ettiğini kaydeden ASO Başkanı, “Ülkemizde KOBİ kre­dilerinin toplam işletme kredi­leri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir. Oysa OECD ortalamasıyaklaşık yüzde 47 se­viyesindedir. Yani bizim KO­Bİ’miz, üreticimiz, sanayicimiz hâlâ OECD ortalamasının geri­sinde bir finansman derinliğiyle üretim yapmaya çalışmaktadır. Dünya Bankası verilerine gö­re Türkiye’de özel sektöre ban­ka kredilerinin Gayrisafi Yurti­çi Hasılaya oranı 2024’te yüzde 37 olup; yüksek gelirli ülkelerde bu oran çok daha üst seviyeler­dedir” değerlendirmesinde bu­lundu.</p>
<p><b><strong>“Bilançosu güçlü olana </strong><strong>değil, doğru yatırıma kredi” </strong></b></p>
<p>Ardıç sözlerini şöyle sürdür­dü: “Finansal kârlılık ile üretim kapasitesi arasındaki bağ güç­lenmezse, Türkiye’nin kalkınma hikâyesi eksik kalır. Bu yüzden kefalet limitleri, teminat koşul­ları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilme­si gerekmektedir. Proje bazlı kre­di mekanizması da hâlâ yeterli düzeyde değildir. Bizim ihtiyacı­mız, bilançosu güçlü olana kredi veren bir sistemin yanında; doğ­ru projeyi, doğru yatırımı, doğru teknolojiyi, doğru ihracat potan­siyelini kredilendiren bir sistem­dir. Finansman mimarimiz tek­nolojik yeniliği ve üretken yatı­rımı daha fazla ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır. Sanayiciler olarak sizlerden beklentimiz; ris­ki yalnızca biz sanayicilerin sır­tına yükleyen değil, teknolojik sıçramayı birlikte finanse eden, girdiyi değil çıktıyı ödüllendiren, kısa vadeyi değil uzun vadeli dö­nüşümü ön plana çıkaran bir ya­pıdır. Unutmayalım ki, sanayi­ci ve banka olarak aynı geminin içindeyiz. Sanayi batarsa, gemi­nin sigortası da kalmaz.”</p>
<p><b><strong>“Ya fakirleşeceğiz ya da zenginleşeceğiz” </strong></b></p>
<p>Önlerinde çok net iki yol oldu­ğunu gördüklerini anlatan Seyit Ardıç, “Biri tanıdık: Düşük kat­ma değer, yüksek ithalat bağım­lılığı, kırılgan büyüme ve kaçı­rılan her fırsatla biraz daha fa­kirleşmek. Diğeri ise zor ama kaçınılmaz: Planlı sanayi politi­kası, seçici teşvik, uygun finans­man koşulları, nitelikli insan, teknoloji odaklı üretim ve iddialı ihracat vizyonuyla yeni dünya­nın üretim merkezlerinden bi­ri olmak. Tarih bize hâlâ bir ka­pı aralığı sunuyor. Ama bu aralık her geçen gün biraz daha daralı­yor. Pazar beklemiyor. Alıcı bek­lemiyor. Standart beklemiyor. Teknoloji beklemiyor. Rakipler beklemiyor. Bu kapıdan sadece hazırlığını yapmış olanlar geçe­cek; diğerleri dışarıda kalacak” şeklimde konuştu.</p>
<p><b><strong>“Uzun vadeli kredinin yollarını arıyoruz” </strong></b></p>
<p>Ankara Sanayi Odasının (ASO) düzenlediği “Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı” kapsamında “Sanayicinin Finansmana Erişimi Paneli” gerçekleştirildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın moderatörlüğündeki panelde konuşan Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şükrü Taşçı, klasik kredilendirme yaklaşımından daha fazlasının yapılması gerektiğini belirterek, bankaların geleneksel banka-müşteri ilişkisinde değişikliğe gittiğini söyledi. Mevcut kaynaklarla uzun vadeli kredi vermenin yollarını bulmaları gerektiğini belirten Taşçı, sanayicinin uzun vadeli kredi taleplerini daha rahat karşılayabilir durumda olduklarını ifade etti.</p>
<p><b><strong>“Verimli yatırımlara odaklıyız” </strong></b></p>
<p>Türkiye Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Madenci de kaynaklarının önemli kısmını verimli alanlarda, yatırımlarda değerlendirmeye gayret gösterdiklerine dikkat çekti. Finans ve reel sektör temsilcilerinin buluşmasının önemine işaret eden Madenci, söz konusu buluşmalarla bankaların reel sektörü yakından tanıyabildiğini dile getirdi. Bankaların ticaretin finansmanı konusunda zaman zaman karşılaştıkları sınırlamalara da değinen Madenci, buna karşın makine, savunma sanayisi gibi alanlarda faaliyet gösteren firmaların bu sınırlamaların dışındaki istisnalar olduklarını kaydetti. Türkiye Vakıflar Bankası Ticari ve Kurumsal Grup Başkanı Alparslan Şahin ise ticaretin finansmanının da kendileri için önemli bir konu olduğunun altını çizerek, kredi ilişkilerinde banka ile entegrasyon sağlanmasının reel sektör açısından maliyet avantajı oluşturacağını ifade etti. Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Altındağ de müşterinin şeffaf olması konusunun önemini vurgulayarak, “Bankacılar bilgi ve belge istemeyi sever. Bu taleplerinin en hızlı şekilde, en tatmin edici şekilde, en profesyonelce cevaplanıyor olması çok anlamlı” dedi.</p>
<p><b><strong>“Potansiyel var ancak ortaklık gelişmiyor”</strong></b></p>
<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara özelinde bakılacak olursa, büyük bir avantaja sahip olduklarını söyledi. Ardıç, “Savunma sanayi, üniversiteler, teknoparklar, organize sanayi bölgeleri, kamu kurumları ve yüksek teknoloji kabiliyeti aynı şehirde buluşmuştur. Ama bu avantaj aynı zamanda büyük bir çelişkiyi de içinde barındırmaktadır. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrika ile teknoparktaki teknoloji firması başka dünyalarda yaşıyor. Üniversite başka, büyük sanayi başka bir mantıkla hareket ediyor. Küçük işletmeler de çoğu zaman bu yapının ortasında yalnız kalıyor. Yani güçlü bir potansiyel var, ama bu potansiyeli oluşturan aktörler birbirine yeterince temas etmiyor. Sonuçta küçük firma da büyük firma da aynı şehirde ayrı adalarda üretiyor ama iş birliği ve ortaklıklar gelişmiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><b><strong>“Sanayicinin kendine sorduğu sorular değişti” </strong></b></p>
<p>Seyit Ardıç, firmaların artık yalnızca “Nerede daha ucuza üretirim?” sorusunu sormadığını, “Nerede daha güvenli üretirim, daha öngörülebilir tedarik sağlarım, daha kesintisiz teslimat yaparım?” diye sorduğunu kaydetti. Ardıç, “Yeni küresel rekabetin ekseni tam burada şekilleniyor. Teknolojiyi üreten, yeteneğini geliştiren ve kullanan, veriye hakim olan, kaliteyi izleyen, tedarik zincirini takip eden, karbon yükümlülüklerine uyan ülkeler öne çıkacaktır. Örneğin, ‘Yapay zekâyı kullanalım mı?’ sorusu artık geride kalmıştır. Doğru soru, ‘Yapay zekâyı daha etkin nasıl kullanabiliriz?’ olmalıdır. Çünkü bu dönüşümün gerisinde kalmanın bedelini yalnızca verimlilik kaybıyla değil, doğrudan pazar kaybıyla ödeyeceğiz” dedi.</p>
<p><b><strong>“Veri üretmeyen, ürünü değere çeviremez” </strong></b></p>
<p>ASO Başkanı Ardıç, işin sırrının teknolojiye erişimde değildir; İşin sırrının veri, süreç ve organizasyon kültüründe olduğunu bildirdi. Ardıç, “Şunu hiç unutmayalım: Veriyi üretemeyen, süreci ölçemeyen üretimi dönüştüremez,ürünü değere çeviremez. Bugün geldiğimiz noktada; sanayi politikasını artık yalnızca teşvik, kredi ve yatırım yeri ile değil; teknoloji, eğitim, finansman, lojistik, enerji, dijital altyapı ve kurumsal kapasiteyle birlikte tasarlamak zorundayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: Dünya</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/aso-baskani-seyit-ardic-turkiye-avrasyanin-guney-koresi-olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye satın alınabilir lüksün üretim üssü olacak&#8221;</title>
		<link>https://haberpota.com/turkiye-satin-alinabilir-luksun-uretim-ussu-olacak/</link>
					<comments>https://haberpota.com/turkiye-satin-alinabilir-luksun-uretim-ussu-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Pota]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 21:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazır Giyim]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[Sektör]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=23598</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İHKİB), nisan ayında yapılan genel kurulunda seçilen yeni yönetim, sektöre rekabetçiliğini geri kazandıracak yol haritasını belirledi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p>Türkiye, hazır giyimde fiyat odaklı rekabetten çıkıp, satın alınabilir lüksün üretim üssü olacak.</p>
<p>Genel Kurulun ardından ekonomi medyasıyla ilk kez bir araya gelen İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, hazır giyim endüstrisinde güncel durum ve yeni dönem projeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hazır giyim sektörünün katma değerli üretimi, istihdama katkısı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önem taşıdığının altını çizen Paşahan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Rekabetçilikle ilgili sorunlar nedeniyle ihracatta üç yılda 4,4 milyar dolarlık kayıp yaşadık. İthalat 4,5 milyar dolar seviyelerine ulaştı. İhracattaki düşüş ve ithalattaki artışa paralel olarak istihdamda ciddi kayıplarımız oldu. 2022 yılının sonunda tekstille birlikte yaklaşık 1 milyon 223 bin olan istihdamımız, Şubat 2026 itibarıyla 838 bine geriledi. İki sektörde üç yılda yaklaşık 400 bin istihdam kaybettik. Bütün bu kayıplara rağmen 2025’te 12 milyar dolar cari fazla verdik. Bir başka ifade ile ülkemize 12 milyar dolar net döviz kazandırdık.</p>
<p>Hazır giyimin en zor yılında gösterdiği performansı sergileyen yedi sektör daha olsaydı, Türkiye 2025’i 92 milyar dolar açık yerine dış ticaret fazlasıyla kapatabilecekti. Bu veri bile hazır giyim endüstrisinin Türkiye ekonomisi için önemini yeterince ortaya koyuyor. Hazır giyim üretimi ve ihracatı bir ticari faaliyet olmanın ötesinde özellikle kadınların istihdama katılması ve tersine göç başta olmak üzere sosyal hayatımızda da önemli bir misyon üstleniyor. 81 ilimizde ve yüzlerce ilçemizde üretim yapıyoruz. İstihdamımızın yüzde 55’inden fazlasını kadınlar oluşturuyor. Bütün bu verileri alt alta topladığımızda hazır giyimin ülkemizde ekonomik ve sosyal hayatın en kritik sigortalarından biri olduğunu görüyoruz. Ancak son üç yılda o sigortanın direncinin çok fazla aşındığını söylemek durumundayım.”</p>
<p><b> &#8220;Mevcut teşvik sistemiyle sorunları çözemiyoruz&#8221; </b></p>
<p>Mustafa Paşahan, Türkiye ekonomisi için önemi tartışılamayacak sektörün son üç yılda yaşadığı sorunların temelinde enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan “düşük kur yüksek faiz” politikasının yattığının altını çizdi. Paşahan, küresel rekabet yarışında sektörün hızını kesen tabloyu şöyle özetledi:</p>
<p>“Türkiye’de Ocak 2022-Nisan 2026 döneminde dolar kuru yüzde 230, ÜFE yüzde 370 artarken, asgari ücretin işverene maliyetindeki artış yüzde 567 oldu. Asgari ücretli bir çalışanın 2022’de işverene maliyeti 600 dolarken, bugün bin 500 dolara geldi. Rakip ülkelerde bu maliyet 250-350 dolar civarında. Bir gerçeği söylemek durumundayım: Kapsamı çok geniş olmakla birlikte mevcut teşvik sistemiyle sorunları çözemiyoruz. Biz doğrudan desteklerle asgari ücret maliyetinin 800-850 dolar seviyelerine indirilmesini istiyoruz. Bu beklentimiz karşılanabilirse yeniden üç yıl önceki rekabet gücümüze erişebiliriz. İşçilik maliyetinin düşürülmesi için ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızla paylaştığımız taleplerimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum:</p>
<p>&#8211; Halen 3 bin 500 lira olan istihdam desteği 6 bin liraya, bin 270 lira olan asgari ücret desteği 2 bin 500 liraya çıkarılmalı.</p>
<p>&#8211; Hazır giyim gibi cari fazla veren sektörlerde döviz dönüşüm desteği yüzde 3’ten yüzde 10’a yükseltilmeli.</p>
<p>&#8211; İhracatçının yüzde 15’in altında maliyetle finansmana erişebilmesini sağlayacak çözümler geliştirilmeli.</p>
<p>&#8211; Türkiye geneli tüm bölgelerde kurulu tekstil ve konfeksiyon yatırımları 3 yıl boyunca 6. bölge teşviklerinden yararlandırılmalı, ekonomik darboğazdan çıkılana kadar kurulu kapasitelerin korunması sağlanmalı.</p>
<p>&#8211; Mevcut teşvik belgelerinin süresi 10 yıl uzatılmalı.</p>
<p>&#8211; Teşvik belgeli yatırımlarda asgari ücretin yüzde 50 fazlasına kadar ücret verilen personelin SGK primleri tam teşvik kapsamına alınmalı; emekli çalışan için ödenen SGK primi teşvikli yatırımlarda tamamen kaldırılmalı; diğer bölgelerde yüzde 50 indirilmeli.</p>
<p><b> &#8220;Oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız&#8221; </b></p>
<p>Mustafa Paşahan, taleplerinin karşılanması durumunda sektörde ibrenin hızla yukarı döndürülebileceğini, orta ve uzun vadede ise katma değerli üretime odaklanmak durumunda olduklarının altını çizdi. “Türkiye artık ucuz üretim ülkesi değil. Biz oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız” diyen Paşahan, şunları söyledi:</p>
<p>“Ucuz işçilik üzerinden Asya ülkeleriyle rekabet edemeyiz. Öte yandan, Avrupa’da üretim ve tedarik zinciri kökten dönüşüyor. Kullan at devri kapanıyor. Döngüsel, sürdürülebilir, daha uzun ömürlü ve akıllı üretim dönemi başlıyor. Biz bu konuda avantajlıyız. Kullanılmış giysi ithalatında döngüselliği sunacak ve geri kabul edecek yetkinliğe sahibiz. Daha az adetli, daha nitelikli, daha uzun ömürlü ve yüksek fiyatlı ürünleri üreteceğimiz hızlı bir dönüşümün içine girdik. Özetle biz artık satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi olacağız. Önümüzdeki süreçte yenilenecek mevzuat gereği Avrupa stok fazlasını yok edemeyeceği için büyük siparişler yerine hızlı ve kontrollü üretim talebi gündeme gelecek. Artık üretimin bir bölümü garanti, kalan kısmı performansa bağlı olacak. Hızlı ve esnek olan kazanacak. İşte burada biz devreye gireceğiz. Yeni dönemde anahtar envanter üreticisi ülke kimliğimizle öne çıkacağız. Ancak kaliteli de olsa üretim tek başına yetmiyor. Bir marka hikâyenizin olması gerekiyor. Bu gerçekten hareketle seçim sürecinde sözünü verdiğimiz Markalaşma Komitemizi hızla kurduk. Komitemiz, Turkish Apparel algısının küresel ölçekte güçlendirilmesi, uluslararası pazarlarda agresif tanıtım ve iletişim, global alıcılarla doğrudan temas imkânlarını kullanarak markalarımızı küresel vitrine taşıyacak.”</p>
<p><b> &#8220;Gerçekçi bir master plan hazırlanmalı&#8221; </b></p>
<p>Hazır giyim sektörü için küresel ticaretin mevcut gerçeklerine uygun bir master plan hazırlanmasının zorunlu olduğunun da altını çizen Paşahan, “Başta kamu olmak üzere tüm paydaşlarla iş birliğini ve koordinasyonu güçlendirmek durumundayız. Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ve MERCOSUR ülkeleri ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının (STA) önümüzdeki yıllarda sektöre vereceği zararları önlemek ve hazır giyimin Made in EU kapsamında kalması için ticaret diplomasisinin imkânlarını sonuna kadar kullanmalıyız” diye konuştu.</p>
</p>
<p>Bloomberg HT</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/turkiye-satin-alinabilir-luksun-uretim-ussu-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
