<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Büşra Yüzüak Saka &#8211; Haber Pota &#8211; Güncel Son Dakika Haberleri</title>
	<atom:link href="https://haberpota.com/author/busrayuzuaksaka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://haberpota.com</link>
	<description>Türkiye&#039;den Son Dakika Güncel Haberler</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2025 19:40:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://haberpota.com/wp-content/uploads/2025/06/Hpfav-150x150.png</url>
	<title>Büşra Yüzüak Saka &#8211; Haber Pota &#8211; Güncel Son Dakika Haberleri</title>
	<link>https://haberpota.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ödev, bir savaş alanı değil; çocuğun kendini keşfettiği bir alan olmalıdır.</title>
		<link>https://haberpota.com/odev-bir-savas-alani-degil-cocugun-kendini-kesfettigi-bir-alan-olmalidir/</link>
					<comments>https://haberpota.com/odev-bir-savas-alani-degil-cocugun-kendini-kesfettigi-bir-alan-olmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Yüzüak Saka]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 19:40:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=22164</guid>

					<description><![CDATA[Zihninde birikmiş kaygılarla baş başa kalan çocuk sağlıklı bir erişkin olur mu ? Bağırılan her söz, onun iç dünyasında “yanlış yapmamalıyım” cümlesine dönüşür. Bu düşünce büyüdükçe çocuk, hata yapmaktan korkan, mükemmel olmaya zorlanan bir yapıya bürünür. Oysa pedagojik olarak bilinir ki çocuk, en iyi yanıla yanıla, deneye deneye öğrenir. İlkokul çocuğu öğrenmeye oyun, merak ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zihninde birikmiş kaygılarla baş başa kalan çocuk sağlıklı bir erişkin olur mu ? Bağırılan her söz, onun iç dünyasında “yanlış yapmamalıyım” cümlesine dönüşür. Bu düşünce büyüdükçe çocuk, hata yapmaktan korkan, mükemmel olmaya zorlanan bir yapıya bürünür. Oysa pedagojik olarak bilinir ki çocuk, en iyi yanıla yanıla, deneye deneye öğrenir. İlkokul çocuğu öğrenmeye oyun, merak ve taklit yoluyla yönelir. Çocuğun öğrenme süreci merhamet,sabır ve kolaylaştırma ilkeleri üzerine kurulmalıdır.Hem modern eğitim bilimleri hem de hadisler çocuk eğitiminin çocuğun iç dünyasına saygı gösterilerek yürütülmesi gerektiğini vurgular. Bu nedenle ebeveynlerin amacı, çocuğa ödev yaptırmak değil; çocuğun ödevini yapabilecek gücü, özgüveni ve motivasyonu kazandırmaktır. Baskı altındaki çocuk ise ödevi, öğrenmek için değil cezadan kaçmak için gerçekleştirir. Bu durum içsel motivasyonu zedeler ve ilerleyen yıllarda akademik isteksizliğe yol açabilir. Kaygı arttığında ise beyin, öğrenme için gerekli olan açıklığını kaybeder dolayısıyla kapılar yavaşça kapanır. Çocuk için ilk güven limanı anne ve babasıdır. Fakat ödev süreci sürekli tartışmalar, şikayetler ve tehditlerle geçiyorsa bu liman yavaş yavaş fırtınalı bir denize dönüşür.Çocuk, ebeveynini destek veren bir rehber olarak değil,hata kollayan bir denetçi olarak görmeye başlar.Bu durum ilişkiyi sessizce uzaklaştırır çocuk iç dünyasını paylaşmak yerine gizlemeyi tercih eder.Pedagoji, sağlıklı öğrenmenin sıcak ilişki ortamında filizlendiğini söyler soğuk bir ilişkide öğrenme kök salamaz. Baskı yoluyla ödev yapan bir çocuk, sorumluluk bilincini kendi içinde inşa edemez. Çünkü davranışının sahibi kendisi değildir baskıdan kaçmak için hareket etmektedir. Bu nedenle çocuk büyüdüğünde dışarıdan kontrol gelmediğinde iş yapamayan, kendini yönetmekte zorlanan bir kişiliğe evrilebilir ve Öğrenmenin rengi solar.Merak duygusu, taze bir filiz gibidir.Üzerine baskıyla bastırıldığında filiz kırılır hatta yeniden boy vermekte zorlanır.Çocuk ödevi, bilgiyi anlamak için değil, korkuyu susturmak için yapmaya başlar.Oysa pedagojik yaklaşım, çocuğun içsel düzenleme becerisini geliştirmeyi hedefler; baskı bu beceriyi köreltir.Ödev, bir savaş alanı değil; çocuğun kendini keşfettiği bir alan olmalıdır. Çocuk kendini güvende hissettikçe öğrenmeye yaklaşır; destek gördükçe güçlenir; anlayış gördükçe içsel motivasyonu büyür.<br />
Ve unutulmamalıdır: Bir çocuğun kalbine ses olmak, yüksek sesle bağırmaktan çok daha etkilidir. Peygamber Efendimiz sav çocuklara karşı son derece merhametli,anlayışlı ve incelikli davranmıştır.O, eğitimde önce kalbe dokunmayı,sonra bilginin aktarılmasını öğütler.<br />
“Kolaylaştırın,zorlaştırmayın müjdeleyin, nefret ettirmeyin” Buharide aktarılan bu hadis,çocuk eğitiminde baskı yerine kolaylaştırmanın esas olması gerektiğini açıkça belirtir.Ödevi zorlaştıran baskı değil, kolaylaştıran anlayıştır.Çocuğa merhametli yaklaşmak,onun iç dünyasında güven duygusunu inşa eder.Merhametli bir yaklaşım öğrenmeyi güçlendirir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/odev-bir-savas-alani-degil-cocugun-kendini-kesfettigi-bir-alan-olmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lütfen kemerlerinizi bağlayın: Onlar minik bilgeler!</title>
		<link>https://haberpota.com/lutfen-kemerlerinizi-baglayin-onlar-minik-bilgeler/</link>
					<comments>https://haberpota.com/lutfen-kemerlerinizi-baglayin-onlar-minik-bilgeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Yüzüak Saka]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 18:52:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=11701</guid>

					<description><![CDATA[3-4 yaş dönemi, çocukların hem bireysel gelişimlerinde hem de sosyal yaşamlarında büyük adımlar attıkları bir dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar artık yavaş yavaş ev ortamının dışına çıkarak, sosyal ortamlara girmeye başlar. Ancak bu yeni süreç, bazı duygusal ve davranışsal sorunları da beraberinde getirebilir. Bu yaşta çocuklar, benlik duygularını geliştirmeye başlar. Kendi kararlarını vermek isterler, bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3-4 yaş dönemi, çocukların hem bireysel gelişimlerinde hem de sosyal yaşamlarında büyük adımlar attıkları bir dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar artık yavaş yavaş ev ortamının dışına çıkarak, sosyal ortamlara girmeye başlar. Ancak bu yeni süreç, bazı duygusal ve davranışsal sorunları da beraberinde getirebilir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11702" src="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2025/08/cocuklar-eller-boyali.jpg" alt="" width="850" height="526" srcset="https://haberpota.com/wp-content/uploads/2025/08/cocuklar-eller-boyali.jpg 850w, https://haberpota.com/wp-content/uploads/2025/08/cocuklar-eller-boyali-540x334.jpg 540w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p>Bu yaşta çocuklar, benlik duygularını geliştirmeye başlar. Kendi kararlarını vermek isterler, bu da sık sık inatlaşmalara yol açabilir. Evde &#8220;Ben yapacağım!&#8221;, &#8220;Hayır, istemiyorum!&#8221; gibi ifadeler sıkça duyulur. Aynı tutum, okul ortamında da gözlemlenebilir. Öğretmenin yönlendirmelerine karşı çıkma, kurallara uymakta zorlanma gibi davranışlar görülebilir. Bu, çocuğun birey olma yolundaki doğal çabalarının bir sonucudur.</p>
<p>3-4 yaş döneminde çocuklar henüz duygularını tam olarak ifade edemezler. Bu nedenle öfke nöbetleri, ağlama krizleri ya da aniden içine kapanma gibi davranışlar gösterebilirler. Özellikle okulun ilk günlerinde ayrılma kaygısı çok yaygındır. Anne-babadan ilk kez uzun süre ayrı kalmak, çocukta endişe yaratabilir. Bazı çocuklar bu durumu ağlayarak, bazıları ise sessizleşerek gösterir. Bu süreçte öğretmenlerin sabırlı ve anlayışlı yaklaşımı çok önemlidir.</p>
<p>Okul yaşantısında karşılaşılan en yaygın sorunlardan biri de paylaşma güçlüğüdür. Çocuklar oyuncaklarını ya da sınıf malzemelerini paylaşmak istemeyebilir, bu da arkadaşlarıyla tartışmalara sebep olabilir. Bu tür durumlar sosyal becerilerin gelişimi açısından önemlidir. Öğretmenlerin rehberliğiyle, çocuklar zamanla paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğrenir.</p>
<p>Ayrıca bu yaşta çocukların dikkat süreleri kısa olduğundan, uzun süre aynı etkinliğe odaklanmakta zorlanabilirler. Sınıf içinde sıkılma, başka arkadaşlarının etkinliklerine müdahale etme gibi davranışlar görülebilir. Bu da sınıf düzenini zorlayabilir. Ancak bu da gelişimsel bir durumdur ve zamanla düzelir.3-4 yaş çocuklarının yaşadığı sorunlar hem evde hem okulda benzer şekillerde ortaya çıkabilir. Bu dönemde çocuklara sevgi, sabır ve anlayışla yaklaşmak çok önemlidir.</p>
<p>Okul yaşantısı, çocuğun sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini destekleyen önemli bir ortamdır. Yaşanan sorunlar, doğru yönlendirmeler ve sağlıklı iletişimle aşılabilir. Her sorun, çocuğun büyüme ve gelişme yolculuğunun bir parçasıdır. Oyun temelli eğitim yaklaşımıyla çocuklar, baskı altında öğrenmeye zorlanmaz.</p>
<p>Eğitimin merkezinde çocuğun merakı, ilgisi ve içsel motivasyonu vardır. Günlük programlar genellikle açık hava etkinlikleri, grup oyunları, sanat çalışmaları ve hikâye saatleri gibi çocukların ilgisini çekecek etkinliklerle doludur. Bu yaş grubunda görülen en yaygın krizlerden biri olan ayrılma kaygısı, eğitim kurumlarında dikkatle ele alınmalıdır.</p>
<p>Çocuklar okula alışma sürecinde aileleriyle birlikte sınıfa girebilir, alışana kadar ebeveynin okulda kalmasına izin verilir. “Yumuşak geçiş” adı verilen bu yöntemle çocuklar, okul ortamına güvenli bir şekilde adapte olur. Zamanla çocuğun bağımsızlaşması desteklenir. Öfke nöbetleri veya duygu kontrolü sorunları da bu dönemde sık görülür. Çocukların duygularını bastırmak yerine ifade etmelerine fırsat tanımak gerekir. Duygular hakkında konuşmak, hikâyelerle empati kurmak, &#8220;duygu köşeleri&#8221; gibi uygulamalar bu krizlerin hafiflemesine yardımcı olur. Ayrıca öğretmenler çocuğa bağırmak ya da ceza vermek yerine, davranışın nedenini anlamaya ve çözüm üretmeye odaklanır.</p>
<p>Paylaşma ve sıra bekleme gibi sosyal kurallar, 3-4 yaşındaki çocuklar için hâlâ öğrenme aşamasındadır. Bu tür beceriler çocuğa zorla değil, örnek olarak ve oyunlarla kazandırılır.</p>
<p>Ekip çalışması, grup etkinlikleri ve rehberli oyunlar sayesinde çocuklar zamanla birlikte yaşamanın kurallarını içselleştirir. Sonuç olarak, 3-4 yaş çocuklarına verilen eğitim, çocuğun birey olarak kabul edildiği, duygularına değer verildiği ve krizlerin anlayışla yönetildiği bir yapıya sahiptir. Krizler bir problem değil, çocuğun gelişim sürecinin doğal bir parçası olarak görülür.</p>
<p>Anne &#8211; Baba olarak bizim telaşımız hiç bitmeyecek ve onlar için kaygılarımız da öyle bu durumun çok normal olduğunu bilmemiz gerek öncelikle, “Çok çaresiz kalıyoruz ne yapmamız gerekiyor? “ Bu sorunun cevabı için tek söyleyebildiğimiz şey zaman biraz zaman ve sabır sonsuz sevginiz onu yatıştıracak tehditkâr olmayıp sadece Sabır, anlayış ve doğru eğitim ortamıyla bu dönem sağlıklı bir şekilde atlatılır. Bu, çocuk merkezli eğitim anlayışının ne kadar etkili olduğunu bize göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/lutfen-kemerlerinizi-baglayin-onlar-minik-bilgeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne baba olmak için sadece kalp yeter mi: Ebeveynlere düşen görevler?</title>
		<link>https://haberpota.com/anne-baba-olmak-icin-sadece-kalp-yeter-mi-ebeveynlere-dusen-gorevler/</link>
					<comments>https://haberpota.com/anne-baba-olmak-icin-sadece-kalp-yeter-mi-ebeveynlere-dusen-gorevler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Yüzüak Saka]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 08:03:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[anne baba]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://haberpota.com/?p=10700</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde pek çok çocuk, yeterince hazır olmayan, kendi iç sorunlarını çözmemiş bireylerin yanında büyüyor. Bu durum, sadece o çocuğu değil, gelecekteki toplumu da derinden etkiliyor. Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bireyler. Sağlıklı bireyler de huzurlu ve dengeli bir toplum demektir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak, işe bugünün ebeveynlerini bilinçlendirmekle başlamalıyız. Ebeveyn olmak, sadece biyolojik bir durum değil aynı zamanda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde pek çok çocuk, yeterince hazır olmayan, kendi iç sorunlarını çözmemiş bireylerin yanında büyüyor. Bu durum, sadece o çocuğu değil, gelecekteki toplumu da derinden etkiliyor.</p>
<p>Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bireyler. Sağlıklı bireyler de huzurlu ve dengeli bir toplum demektir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak, işe bugünün ebeveynlerini bilinçlendirmekle başlamalıyız. Ebeveyn olmak, sadece biyolojik bir durum değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve ahlaki bir sorumluluktur. Bu bağlamda, toplumda ruhsal olarak sağlıklı ve bilinçli ebeveynlik yapısının inşa edilmesi yalnızca bireysel bir mesele değil aynı zamanda kamusal bir görev ve toplumsal bir zorunluluk oluyor. Dolayısıyla bilinçli ebeveynlik yalnızca bir bireyin sorumluluğu değil, eğitimden sağlığa, medyadan sosyal politikalara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın sonucu olarak hayata geçirilmelidir. Toplumun sürdürülebilir refahı, bu yapının sağlam temeller üzerine kurulmasına bağlıdır. Aile kurumu bireyin ilk sosyalizasyon sürecini yaşadığı ve temel değerlerle tanıştığı birincil toplumsal kurum olduğuna göre bu kurumun sağlıklı işlemesi büyük ölçüde anne ve babanın ruhsal yeterliliğine, ebeveynlik becerilerine ve bilinç düzeyine bağlıdır.</p>
<p>Zorunluluktan çok, destek almaya teşvik eden sistemler oluşturulmalı ki anne babalar için online topluluklar kurulup çok kez yalnız değilsin birlikte öğreniyoruz teması vurgulanmalı. Toplumda ruhsal olarak sağlıklı ve bilinçli ebeveynler yetiştirmenin yolu, sadece bireyleri değil, sistemi de eğitmekten geçiyor bu da zorunluluk yerine destek, cezalandırma yerine rehberlik, tek seferlik çözüm yerine sürdürülebilir sistem anlayışıyla oluşturulabilir. Devletin ve belediyelerin desteklediği ebeveynlik okulları var buralarda hem anneler hem babalar, çocuk gelişimi, sabır, disiplin ve duygusal destek gibi temel konularda bilgi sahibi olabilir.</p>
<p>Bu tür uygulamalar, sadece sorun yaşayan ailelere değil, tüm ailelere fayda sağlar. Özellikle evlilik öncesi ve gebelik döneminde sunulan ücretsiz psikolojik destek, hem anne baba adaylarının farkındalığını artırır hem de riskli durumların önüne geçer. Ülkemizde evlat edinme sürecinde, bireyler detaylı psikososyal değerlendirmelerden geçmek zorundadır. Bu süreçte bireylerin çocuk yetiştirme motivasyonları, geçmiş ruh sağlığı öyküleri ve aile içi dinamikleri uzmanlarca analiz edilir. Bazı yüksek risk grubuna giren biyolojik ebeveynler için de mahkeme kararıyla zorunlu danışmanlık veya rehabilitasyon istenebilir.</p>
<p>Çin’de bazı bölgelerde özellikle evlat edinme süreçlerinde ruhsal uygunluk testleri yapılmaktadır. Araştırmalarım sonucu 2018’de Çin Aile Planlaması Dairesi doğal yollarla çocuk sahibi olan bireylerin de psikolojik danışmanlığa yönlendirilmesi gerektiğini savunan bir rapor yayımlamış ancak bu öneri ciddi etik tartışmalar yaratmıştır. İnsan hakları savunucuları bu tür uygulamaların bireylerin mahremiyetine müdahale edebileceğini ve “kimin ebeveyn olmaya layık olduğu” gibi tehlikeli bir sınıflandırma doğurabileceğini belirtmiştir.</p>
<p>Peki ne yapabiliriz başka?</p>
<p>Ortaokul ve lise müfredatına “duygusal zeka”, “ilişki yönetimi”, “anne-babalık farkındalığı” gibi konular eklenebilir. TV dizileri, kamu spotları bol bol rol model ebeveynlik örnekleri göstermeli . Unutulmamalıdır ki sağlıklı bireyler, sağlıklı ailelerde yetişir.</p>
<p>Mattia Ahmet Minguzzi bize gençler arasındaki şiddetin yalnızca bireysel suça dönüşmediğini, aynı zamanda toplumsal bir alarm çağrısına dönüştüğünü açıkça gösterdi. ebeveynliğe ruhsal olarak hazırlıksız bireylerin oluşturabileceği toplumsal riskler ve çocukluğun güvenli çevrede büyümesi gerekliliğine dair önemli bir vaka olarak değerlendirilmelidir bu acı olay. Ebeveynlik öncesi ruhsal hazırlıkla toplumsal güvenlik arasında bir ilişki olduğu aşikar , olayda suçluların kendilerini ifade etme biçimindeki şiddet, erkeklik rollerinin aşırı militarize edilmesini, aile içi eksiklikleri ,gençliğin ne kadar boşlukta olduğunu ve  yozlaşmış dinamiklerle nasıl beslendiğini görüyoruz.</p>
<p>Hala ne bekliyoruz?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://haberpota.com/anne-baba-olmak-icin-sadece-kalp-yeter-mi-ebeveynlere-dusen-gorevler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
