Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Mehmet ESEN
Mehmet ESEN

Zorbalığın Gölgesinde Büyümek

“Anne, bugün okula gitmesem olur mu?”

Bu cümleyi çoğu zaman basit bir naz, küçük bir kaçamak isteği gibi görürüz. Oysa bazen bu söz, bir çocuğun içinden kopup gelen sessiz bir çığlıktır. Duyulmaz, çünkü bağırarak söylenmez. Ama en derin yerden gelir.

Sınıfın en arka sırasında oturan o çocuğu düşünün. Çok konuşmaz. Teneffüslerde kalabalığa karışmaz. Göz göze gelmekten özellikle kaçınır. Çünkü bilir; bir bakış, bir söz ya da bir kahkaha onun canını yakmaya yetecektir. Bir gün defterine şu cümleyi yazar: “Keşke görünmez olsam.”

İşte akran zorbalığı tam da burada başlar. Görünmeyen bir yerde. Fark edilmeyen bir anda.

Zorbalık denince çoğumuzun aklına fiziksel şiddet gelir. Oysa mesele bundan çok daha derindir. Bir lakap takmak, birini dışlamak, yok saymak… Bazen bir çocuğun dünyasını yıkmak için bunlar fazlasıyla yeterlidir. Ve en tehlikelisi şudur: Görmezden gelindikçe büyür.

Toplum olarak en büyük yanılgımız, bu durumu küçümsemek. “Çocuktur, yapar” diyerek geçiştirmek. Oysa her görmezden gelinen zorbalık, bir çocuğun iç dünyasında iz bırakır. Bazı yaralar vardır; gözle görülmez ama ömür boyu taşınır.

Bir çocuğu anlamak istiyorsak, sadece davranışına bakmak yetmez; yaşadığı yere, yani evine de bakmak gerekir. Çünkü çocuklar söyleneni değil, yaşananı öğrenir. Evde bağırış varsa, bunu normal kabul eder. Sürekli eleştiri varsa, kendini değersiz hisseder. Sevgi şartlıysa, kabul görmek için rol yapmayı öğrenir.

Zorbalık çoğu zaman işte bu zeminde filizlenir.

Kendini eksik hisseden bir çocuk, bu duyguyla baş etmekte zorlanır. Kimisi içine kapanır, kimisi ise başkalarını ezerek güçlü görünmeye çalışır. Çünkü ona göre güç, saygı görmenin tek yoludur. Bir de görünmeyen ama etkisi büyük bir gerçek vardır: ilgisizlik. Duygusal olarak ihmal edilen çocuk, fark edilmek ister. Bazen bunu yanlış yollarla anlatır. Zorbalık, onun “beni görün” deme şekline dönüşür.

Burada yapılması gereken suçlu aramak değil, anlamaya çalışmaktır. Çünkü hiçbir çocuk durduk yere zalim olmaz.

Zorbalıkla mücadelede en kritik eşik ise sessiz kalmamaktır. Bu sadece okulun değil; ailenin, öğretmenin ve toplumun ortak sorumluluğudur. Bir çocuk yalnız bırakıldığında sadece kendini değil, güven duygusunu da kaybeder.

Aileler çocuklarına empatiyi öğretmeli. Ama bu sadece sözle değil, davranışla mümkündür. Karşısındakinin ne hissettiğini anlayabilen bir çocuk, kolay kolay zarar vermez.

Öğretmenler ise bu sürecin en kritik tanıklarıdır. Bir öğrencinin sessizleşmesi, içine kapanması ya da ani değişimleri bir işarettir. Bu işaretleri görmek, belki de bir hayatı değiştirmek demektir.

Ve belki de en önemli gerçek şu: Zorbalık yapan çocukları sadece cezalandırmak çözüm değildir. Onları anlamadan verilen her ceza, sorunu derinleştirir. Çünkü çoğu zaman onlar da bir eksikliğin, bir boşluğun içinde büyüyordur.

Zorbalığın gölgesinde büyüyen çocuklar, sadece bugünü değil yarını da taşır.

Bugün görmezden gelirsek, yarın daha büyük sorunlarla karşılaşırız. Ama bugün fark edersek, dinlersek ve müdahale edersek… bir çocuğun hayatını değiştirebiliriz.

Unutmayalım: Güçlü çocuklar, başkalarını ezerek değil; başkalarını anlayarak büyür.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR