Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Büşra Yüzüak Saka
Büşra Yüzüak Saka

Ödev, bir savaş alanı değil; çocuğun kendini keşfettiği bir alan olmalıdır.

Zihninde birikmiş kaygılarla baş başa kalan çocuk sağlıklı bir erişkin olur mu ? Bağırılan her söz, onun iç dünyasında “yanlış yapmamalıyım” cümlesine dönüşür. Bu düşünce büyüdükçe çocuk, hata yapmaktan korkan, mükemmel olmaya zorlanan bir yapıya bürünür. Oysa pedagojik olarak bilinir ki çocuk, en iyi yanıla yanıla, deneye deneye öğrenir. İlkokul çocuğu öğrenmeye oyun, merak ve taklit yoluyla yönelir. Çocuğun öğrenme süreci merhamet,sabır ve kolaylaştırma ilkeleri üzerine kurulmalıdır.Hem modern eğitim bilimleri hem de hadisler çocuk eğitiminin çocuğun iç dünyasına saygı gösterilerek yürütülmesi gerektiğini vurgular. Bu nedenle ebeveynlerin amacı, çocuğa ödev yaptırmak değil; çocuğun ödevini yapabilecek gücü, özgüveni ve motivasyonu kazandırmaktır. Baskı altındaki çocuk ise ödevi, öğrenmek için değil cezadan kaçmak için gerçekleştirir. Bu durum içsel motivasyonu zedeler ve ilerleyen yıllarda akademik isteksizliğe yol açabilir. Kaygı arttığında ise beyin, öğrenme için gerekli olan açıklığını kaybeder dolayısıyla kapılar yavaşça kapanır. Çocuk için ilk güven limanı anne ve babasıdır. Fakat ödev süreci sürekli tartışmalar, şikayetler ve tehditlerle geçiyorsa bu liman yavaş yavaş fırtınalı bir denize dönüşür.Çocuk, ebeveynini destek veren bir rehber olarak değil,hata kollayan bir denetçi olarak görmeye başlar.Bu durum ilişkiyi sessizce uzaklaştırır çocuk iç dünyasını paylaşmak yerine gizlemeyi tercih eder.Pedagoji, sağlıklı öğrenmenin sıcak ilişki ortamında filizlendiğini söyler soğuk bir ilişkide öğrenme kök salamaz. Baskı yoluyla ödev yapan bir çocuk, sorumluluk bilincini kendi içinde inşa edemez. Çünkü davranışının sahibi kendisi değildir baskıdan kaçmak için hareket etmektedir. Bu nedenle çocuk büyüdüğünde dışarıdan kontrol gelmediğinde iş yapamayan, kendini yönetmekte zorlanan bir kişiliğe evrilebilir ve Öğrenmenin rengi solar.Merak duygusu, taze bir filiz gibidir.Üzerine baskıyla bastırıldığında filiz kırılır hatta yeniden boy vermekte zorlanır.Çocuk ödevi, bilgiyi anlamak için değil, korkuyu susturmak için yapmaya başlar.Oysa pedagojik yaklaşım, çocuğun içsel düzenleme becerisini geliştirmeyi hedefler; baskı bu beceriyi köreltir.Ödev, bir savaş alanı değil; çocuğun kendini keşfettiği bir alan olmalıdır. Çocuk kendini güvende hissettikçe öğrenmeye yaklaşır; destek gördükçe güçlenir; anlayış gördükçe içsel motivasyonu büyür.
Ve unutulmamalıdır: Bir çocuğun kalbine ses olmak, yüksek sesle bağırmaktan çok daha etkilidir. Peygamber Efendimiz sav çocuklara karşı son derece merhametli,anlayışlı ve incelikli davranmıştır.O, eğitimde önce kalbe dokunmayı,sonra bilginin aktarılmasını öğütler.
“Kolaylaştırın,zorlaştırmayın müjdeleyin, nefret ettirmeyin” Buharide aktarılan bu hadis,çocuk eğitiminde baskı yerine kolaylaştırmanın esas olması gerektiğini açıkça belirtir.Ödevi zorlaştıran baskı değil, kolaylaştıran anlayıştır.Çocuğa merhametli yaklaşmak,onun iç dünyasında güven duygusunu inşa eder.Merhametli bir yaklaşım öğrenmeyi güçlendirir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER

ÖNE ÇIKANLAR