Günümüzde pek çok çocuk, yeterince hazır olmayan, kendi iç sorunlarını çözmemiş bireylerin yanında büyüyor. Bu durum, sadece o çocuğu değil, gelecekteki toplumu da derinden etkiliyor.
Sağlıklı çocuklar, sağlıklı bireyler. Sağlıklı bireyler de huzurlu ve dengeli bir toplum demektir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak, işe bugünün ebeveynlerini bilinçlendirmekle başlamalıyız. Ebeveyn olmak, sadece biyolojik bir durum değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve ahlaki bir sorumluluktur. Bu bağlamda, toplumda ruhsal olarak sağlıklı ve bilinçli ebeveynlik yapısının inşa edilmesi yalnızca bireysel bir mesele değil aynı zamanda kamusal bir görev ve toplumsal bir zorunluluk oluyor. Dolayısıyla bilinçli ebeveynlik yalnızca bir bireyin sorumluluğu değil, eğitimden sağlığa, medyadan sosyal politikalara kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımın sonucu olarak hayata geçirilmelidir. Toplumun sürdürülebilir refahı, bu yapının sağlam temeller üzerine kurulmasına bağlıdır. Aile kurumu bireyin ilk sosyalizasyon sürecini yaşadığı ve temel değerlerle tanıştığı birincil toplumsal kurum olduğuna göre bu kurumun sağlıklı işlemesi büyük ölçüde anne ve babanın ruhsal yeterliliğine, ebeveynlik becerilerine ve bilinç düzeyine bağlıdır.
Zorunluluktan çok, destek almaya teşvik eden sistemler oluşturulmalı ki anne babalar için online topluluklar kurulup çok kez yalnız değilsin birlikte öğreniyoruz teması vurgulanmalı. Toplumda ruhsal olarak sağlıklı ve bilinçli ebeveynler yetiştirmenin yolu, sadece bireyleri değil, sistemi de eğitmekten geçiyor bu da zorunluluk yerine destek, cezalandırma yerine rehberlik, tek seferlik çözüm yerine sürdürülebilir sistem anlayışıyla oluşturulabilir. Devletin ve belediyelerin desteklediği ebeveynlik okulları var buralarda hem anneler hem babalar, çocuk gelişimi, sabır, disiplin ve duygusal destek gibi temel konularda bilgi sahibi olabilir.
Bu tür uygulamalar, sadece sorun yaşayan ailelere değil, tüm ailelere fayda sağlar. Özellikle evlilik öncesi ve gebelik döneminde sunulan ücretsiz psikolojik destek, hem anne baba adaylarının farkındalığını artırır hem de riskli durumların önüne geçer. Ülkemizde evlat edinme sürecinde, bireyler detaylı psikososyal değerlendirmelerden geçmek zorundadır. Bu süreçte bireylerin çocuk yetiştirme motivasyonları, geçmiş ruh sağlığı öyküleri ve aile içi dinamikleri uzmanlarca analiz edilir. Bazı yüksek risk grubuna giren biyolojik ebeveynler için de mahkeme kararıyla zorunlu danışmanlık veya rehabilitasyon istenebilir.
Çin’de bazı bölgelerde özellikle evlat edinme süreçlerinde ruhsal uygunluk testleri yapılmaktadır. Araştırmalarım sonucu 2018’de Çin Aile Planlaması Dairesi doğal yollarla çocuk sahibi olan bireylerin de psikolojik danışmanlığa yönlendirilmesi gerektiğini savunan bir rapor yayımlamış ancak bu öneri ciddi etik tartışmalar yaratmıştır. İnsan hakları savunucuları bu tür uygulamaların bireylerin mahremiyetine müdahale edebileceğini ve “kimin ebeveyn olmaya layık olduğu” gibi tehlikeli bir sınıflandırma doğurabileceğini belirtmiştir.
Peki ne yapabiliriz başka?
Ortaokul ve lise müfredatına “duygusal zeka”, “ilişki yönetimi”, “anne-babalık farkındalığı” gibi konular eklenebilir. TV dizileri, kamu spotları bol bol rol model ebeveynlik örnekleri göstermeli . Unutulmamalıdır ki sağlıklı bireyler, sağlıklı ailelerde yetişir.
Mattia Ahmet Minguzzi bize gençler arasındaki şiddetin yalnızca bireysel suça dönüşmediğini, aynı zamanda toplumsal bir alarm çağrısına dönüştüğünü açıkça gösterdi. ebeveynliğe ruhsal olarak hazırlıksız bireylerin oluşturabileceği toplumsal riskler ve çocukluğun güvenli çevrede büyümesi gerekliliğine dair önemli bir vaka olarak değerlendirilmelidir bu acı olay. Ebeveynlik öncesi ruhsal hazırlıkla toplumsal güvenlik arasında bir ilişki olduğu aşikar , olayda suçluların kendilerini ifade etme biçimindeki şiddet, erkeklik rollerinin aşırı militarize edilmesini, aile içi eksiklikleri ,gençliğin ne kadar boşlukta olduğunu ve yozlaşmış dinamiklerle nasıl beslendiğini görüyoruz.
Hala ne bekliyoruz?

YORUMLAR